Galaksinin uzak kıyılarında, iki kadim gezegen yaşardı: Solara ve Noctis.
Bir zamanlar birbirlerinin yörüngesinde dönmüş, zamanın kendisine meydan okurcasına yakın olmuşlardı. Solara ışığını Noctis’in yüzeyine yansıtır, Noctis bu ışığı kendi karanlığında saklardı. Konuşmazlardı; gezegenlerin dili yoktu. Ama ışık ve yerçekimiyle anlaşan bir bağ kurmuşlardı.
Sonra döngü değişti.
Yıldızlar evrilirken, zaman kırıldı. Onlar da ayrı düşmek zorunda kaldılar. Bunu birbirlerine söyleyemediler. Çünkü gezegenlerin vedalaşacak bir dili yoktu. Sadece yavaşça uzaklaştılar.
Sessizce.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Devamını Oku
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta