Sensiz rüyalarım sensiz ben kadar yarım
Ve ben, her çöl günü Leyla'yı hatırlarım.
Sensin işte, ruhuma sensin bir tek nefer,
Bırak beni sevgili, bu akşama son sefer.
Bıraksam alemi sen dahil, şaşar mısın?
Salınıyor asfalttan bir kayık, bak!
Ta uzaklara gidecek, yanında çalı çırpısıyla
Üzerinde deniz kuşları gibi,
Karın doyurmaktan başka işsiz güçsüz,
Klaksondan şarkılar söyleyen,
Kervanlar var.
Güneş göklere siper,
Yıldızlar birer mermi,
Aşk dudaklarımı öper,
Aşk hiç dudağı öper mi?
Gözleri göğün, kıskanıyor,
Sesin geliyor sesin, senenin son Mayıs’ından.
Sesinin geldiği yerlerinden bıçkın sıcağa selam.
Bir de güneş gözüktü mu boğazın kıyısından,
Senin elinden ciğerimi deşecek bıçağa selam.
İlah göğü senden yıldızlarla ördü.
Üşümek çekti canım.
Soğuk senin gibi etrafımı sarsa,
Biri de buz gibi ellerini enseme basarsa,
Donacak kadar üşüsem de kanım,
Yine de bahçedeki senden kara bakarım.
Bakarım, çünkü üşümek çekti canım.
Bitiyor kasım, bitiyor hüznün evlatlık ayı
Kızıl, sarı ve güz fethetmiş Çamlıca'yı;
İnletir bu toprağı tufanların gür sesi,
ve son kez okunmakta şair mersiyesi.
Ellerimiz üşüyor, üşüyor ellerimiz,
Her gece ufak bir sandal Şile Limanı'ndan,
Kaptanı izlerken göğü sol yanından,
Kürekleri vurarak suya yerinden kalkar.
Kaptanın ufak oğlu sandaldan sarkar.
Ortanca oğlan oltasını sallandırırken suya,
Seneler, seni bekler.
Mevsimler, aylar değişir yüreğimde.
Seneler,
Bir tutam sakal, hüzünle uzayan.
Seneler, seni bekler.
Bir düzine gözyaşı kaynar aşk ateşimde.
Esiyor.
Kağıttan gemiler alev alev.
Kağıttan katlı bir ev,
Esiyor.
Kağıtlar rüzgarları kesiyor.
Saplanıyor ciğerime sedef kakma hançer.
Kanıyor ciğerim.
Kanıyor.
Aldanıyor kana yüreğim.
Aldanıyor sana yüreğim.
Saplanıyor ciğerime sedef kakma hançer.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!