Bir yezidinin saçları kadar sık örülmüştü hayatım.
''Mıshefa Reş'' kadar temizlenmeliydi yaşamım.
Bengin ve Meyro aşkı kadar naif olmalıydı duygularım.
Sığınmalıydım vicdanıma,
Şengal dağına sığınan aşıklar gibi.
''Laleş Vadisi'' kadar engin olmalıydı bağrım...
Olmalıydım işte,
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Yezidi demek şeytana tapan kimse demektir ki Tavus melek de onların peygamberi oluyormuş . Bunların bir kitabı varmış ama bir kaybolmuş ve bir daha bulunanamamış? Almanya'da tanıştığım Ali ismindeki bir Yezidi aynen bunları anlatmıştı. Ha bir de, güneş doğarken, ortaya geldiğinde ve batarken ona karşı yüz üstü uzanıp ona/güneşe tapındıklarını anlatmıştı da hayretler içinde kalmıştım. Hiç o güneşi ve o gibi daha milyonlarca güneşi, milyarlarca galaksiyi ve o galaksilerdeki sayısız yıldızları, gezegenleri yaratıp yöneten Allah varken, akıllı bir insan, onun yarattığı bir mahlukuna tapar mı demiştim.
Size de aynı soruları yöneltiyorum Cihat bey. Hiç üniversite bitirmiş kültürlü bir kişi bu zamanda hala böyle ilkel inançlara sahip olabilir mi?
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta