Yetişemedim Şiiri - Nurgül Ankara

Nurgül Ankara
76

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Yetişemedim

YETİŞEMEDİM

Gök yarıldı sanki, ayaklarımın altından kaydı koca bir dünya,
Mezar taşındaki o tek kelime; "Yetişemedi"... En korkunç rüya!
Ellerim titrerken toprağında, buz kesti damarımdaki kanım,
Giderken beni de gömmüşsün meğer, çekiliyor sessizce canım.

Dedin ya "Dokunma toprağıma", parmak uçlarım yanıyor sızından,
Güneş utanıp saklandı bugün, bu bitmek bilmeyen ahın yasından.
Hangi uçak siler mesafeyi, hangi yol getirir geri o son nefesi?
Kulağımda yankılanır durur, ruhunun o karanlık, o dertli sesi.

Affet diyemem, bu suçun affı yok; geç kalmak bir ömürlüktür,
Bu isimsiz taşın ağırlığı, sırtımda en onulmaz, en ağır yüktür.
Gurbet sana mezar olmuş, bana ise nefes aldırmayan dar bir kafes,
Artık her duam sana fatiha, aldığım her soluk zehirli bir heves.

Çiçekler diksem ne çıkar? Kendi ellerimle soldurduktan sonra,
Merhem neylesin bu yaraya, kalbimi bin parçaya böldükten sonra.
Mezar taşına "Yetişemedi" yazdım, kalem kan ağladı satır başınca,
Şimdi mahşeri bekliyorum ben de, o bitmez vedanın tam ortasında.

Resmine bakmaya dermanım yok, gözlerimde bin yıllık bir sızı,
Sen gurbette kazarken mezarını, ben burda karaladım beyazı.
Duyduğum her haber bir darbe, gördüğüm her ilan bir idam hükmü,
Yetişememek; bir ruhun, kendi içinde katledilişinin resmi

Uzanmaz ellerim, kırılsın kollarım; yollar kapandı yüzüme,
Ben seninle ölmek isterken, bu hasret mil çekti iki gözüme.
Sana değmeyen her dost eline, bin ah ettim bu ıssız durakta,
Onarılamaz bu yara sevdiceğim; sen toprakta, ben ise uzakta!

Mahşer bile az gelir bu günaha, cehennem içimde bir kor yığını,
Yüreğimde taşıyorum artık, bu geç kalmışlığın o ağır ağını.
Sen toprağın altında beklerken, ben yaşayan bir enkaz gibiyim,
Vedasız giden bir yolcunun, arkasından el sallayan gölgesiyim!

Yazdırdım o taşın bağrına, kanımla kazıdım o kara heceyi,
"Yetişemedi" diye haykırıyor gölge, her gündüzü ve her geceyi.
Sızın mühürdür kalbimde, dokunmam toprağına, uzaktan bakarım,
Eridikçe bu günahın içinde, her gün kendimi yeniden yakarım.

Rüzgar saçlarımı okşadığında, bilirim ki senin o son nefesindir,
Bu sessiz kabristan artık benim, ebedi ve tek mahkumiyetimdir.
Sen sustun, toprak örttü sesini; ben ise konuşan bir ölüyüm artık,
Yollar bitti, menzil kapandı; her yer zifiri, her yer karanlık!

Nurgül Ankara
Kayıt Tarihi : 5.1.2026 02:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!