Bu Kazaklar
Antika adamlar...
Ramazan ve Kurban bayramı
Kitaplarında yazmaz
Onlar için bu günler
Resmi tatil sayılmadığından
Bayramdan bile sayılmaz.
Yalnızca ak sakallıları
Ve iki büklüm olmuş nineleri
Şöyle bir yoklayıp geçer.
Ama Nevruz deyince
Akan sular durur.
Daha kargalar kahvaltıya oturmadan
Ocaklara 'nevruz koje'ler (1) vurulur.
O sabah yediden yetmişe tekmili
Köylüsü, şehirlisi, entelektüeli
Dualar eşliğinde
Sultanlara layık 'dastarhan'lara (2) kurulur.
Ve sonrasında kahvaltının
'Ayak kiyim'ler (3) boyanır
Saçlar taranır
Bayramlıklar dolaplardan iner.
Gün boyunca o gün
Evden eve
Komşudan komşuya
Küçükten büyüğe
Bir kutlamadır sürer gider.
O gün şehrin bütün meydanları
Bayram yerine döner.
Dans, müzik, eğlence
Oyunlar, şarkılar, türküler
Gece yarılarına kadar bitmez.
Bir ayrıntıdır belki ama
Bu gösterilere resmiyetin 'r'si girmez.
O gün bütün şehir
Baştan başa bir panayır yeridir.
Bir yanda kebapçılar, pilavcılar, biracılar
Öte yanda deveciler, baloncular, halkacılar...
Beride Midilli atlara binenler
Ötede hatıra fotoğrafı çektirenler...
Yani bayram dediğin tam da böyle olmalı
'Ulusun ulu günü' böyle kutlanmalı.
Ve Nevruzda
Bu şehrin meydanlarında
Masmavi bahar göğünü
Kapkara dumanlara boğan lastikler yakılmaz!
Kulakları tırmalayan zılgıtlar eşliğinde
Savaş naraları gibi
'Biji serok Apo! ' sloganları atılmaz!
Meydanlar, kavşaklar, caddeler, sokaklar
Polisler tarafından tutulmaz!
Heeey, yurdum insanı!
Almatı'ya gel de gör bir kez
Nasıl kutlanırmış Bahar Bayramı!
(1) Nevruz çorbası (Kazakça)
(2) Sofra (Kazakça)
(3) Ayakkabı (Kazakça)
Kayıt Tarihi : 1.2.2007 11:50:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!