YEŞİL GEMEREK, KIRAÇ GEMEREK: BİZ BUNUN NERESİNDEYİZ?
Gemerek'imizin manzarasına şöyle bir baktığımızda, gözlerimizi iki zıt tablo karşılıyor. Irmak Bucağı köyleri, yemyeşil örtüsüyle insanın içini ferahlatırken; Boğaz köyleri ise kıraç, bozkır bir görünümle karşımızda duruyor. Peki, nedir bu iki yakayı birbirinden bu denli ayıran? Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı kaynaklanıyor bu fark? Yoksa asıl mesele, insan kültürü ve ağaca bakış açımız mı?
Ne olursa olsun, şu gerçeği kabul etmeliyiz: İnsanımızın ağacı sevmesi, koruması ve ona sahip çıkması gerekir. Yağmur duasına çıkmaktan daha etkili, daha kalıcı bir dua var mıdır? Ağaç dikmek, toprağı yeşille buluşturmak, en güzel ve kabul olmuş bir niyaz değil midir?
Boğaz köyleri için ayrıca bir söz söylemeyelim belki, ancak şunu net olarak görüyoruz: Gemerek'in Irmak Bucağı köylerinde bir ağaç sevgisi, bir ağaç kültürü hâkim. Ağacın erozyonu önlediğini, yağmuru çektiğini, havayı temizlediğini ve daha sayamayacağımız onlarca faydasını biliyoruz. Beşikten mezara kadar ağaçla iç içe olduğumuzu da biliyoruz, ama nedense onu korumak ve çoğaltmak konusunda aynı hassasiyeti gösteremiyoruz.
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta