En fazla kendi yalnızlığına yenik düşerdi eskiden. Kafasının içi ruhu gibi değişir dururdu. Yaşamla ölüm arasındaki çizginin ne olduğunu merak etti uzun yıllar. Acıların tetiklediği düşünceler belirledi hep hayatını.Acılar; tanımı en zor şey,sevdiklerini bir,bir yitirdiği yıllar kendini onlarla gömdü toprağa. Her yolculuk kendineydi ve her dönüş hiç bilmediği bir başka acıya.. Bir şehre küstü uzun yıllar,denize küstü. Hiç gitmedi hiç özlemedi hiç sevmedi. İnsan acılarla ölmüyor,yalnızlıktan ölmüyor; sadece ölmeyi istiyor.. Sol kürek kemiğinin ardına bıçak gibi sokulan bir acı diyor,ayrılığı anlatırken. Üç,beş gün önce içini dolduran sevinç nerede şimdi,bilmiyor. Ölümü özleten her şeye aşka yenik düşüyor son zamanlar.
neredesin
hangi
sessizlikte.
sahipsiz bir çocuk gibi dolaşıyor ruhum sokaklarda.
ben
sevmeyi unuttum
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




en yakın zamanda siir kitabınızı görmek isteriz
By Zatiye sevgilerle
'' En fazla kendi yalnızlığına yenik düşerdi eskiden ''
değişen sadece acını rengi...''
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta