ayrık tarlayı kaplardı,
takma sabanı zorlardı
kazma balyoz-küssük elde,
eller nasırlı
nasırlı eller; taş çıkarır
mera açar, çarşak yığardı
yel kovardı, yelkovanı
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




uzaktaki dağ tarlalarından kırmızı (bulgurluk) buğdaylı başaklar elde etmek için kışın kapı ağzında olduğuna aldırmaksızın 'ya nasip' deyip sabanın kulpuna yapışmak gerekirdi ama çoğu kez beklenen olmaz fırtına bastırır çiftçi ıslandığına aldırmaz, hayvanlarını hıfzetmeye öncelik verirdi yel kovardı yelkovanı
saygılarımla İbrahim Çelikli
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta