ne güzel günlerdi
ne kadar çılgınca ve herşeye inat
korkak yüreklerin bahanesi
olanaksızı aşarak
ve dillenmeyen tabuları yıkarak
sevdim ben seni...
kendinden emin, ısrarlı
esarete başkaldırır gibi kutsal
ve kararlı.
çorak bir tarlaya serpmişlerdi,
daha gökyüzünü görmeden
kendimden önce büyüdüm ben.
sen ise, ışığı veren yıldızım
hem de erdem çiçeğim
annemden sonra
taptığım kadındın
çıkarsız seveceğim...
nice hayaller bırakıldı bilmem
ufuklara,
perde! demişti hayat yeni
umutlara,
demir aldım koynundan yalnız
yolculuklara...
hala bilmediğim
çözemediğim birşeyler oldu sonra
ben seni öpmeye kıyamazken
"yıllar dolu sessizlik"
girdi aramıza.
ne sen sordun, ne ben aradım
öylece;
ben hep sana hasret,
hep sana yoksul yaşadım...
güneşi boğdukca geceler
tükenir bir yanım
tutunurum sabahlara
yorgun argın
nasıl yaktıysan ateşi
küllerin içinde
başka başka biçimde
sürüyor yangın
senden isteğim nedir bilirmisin
pişmanlık duyma
şüphe etme sakın ha sevgimden
mümkün olsa
tarihi yazarım yeniden
o sayfalarda satır satır
sana kanarım
aşkı sil baştan
ayrılıksız yazarım...
Eskişehir-Nisan/2010
Kayıt Tarihi : 13.4.2010 11:02:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Geçmiş hem de nasıl...

Geçmiş, bir yerlerde saklanan bazen tebessümle güne gelen bazende iç çektiren anların
sahnesinde beliriverir... satırlarda yer alır....
kutluyorum ergin bey...yüreğinize sağlık...
Kaleminize, yüreğinize sağlık saytın Ergin Erol ...
Kutluyorum...
TÜM YORUMLAR (5)