Trakya’da davullar, güm güm vurulur
Meriç’in suyuyla, yüzler yunulur
İstanbul diyince, zaman durulur
Tarihin koynunda, mühürdür bu yer
Kıtalar birleşir, köprüdür bu yer!
Efe’m diz vurdu mu, dağlar iniler
Zeybekle şahlanır, eski yeniler
İzmir’in ufkunda, mavi gemiler
Özgürlük ateşi, sönmez közdedir
Mertliğin kitabı, bizde özdedir!
Toroslar’dan eser, yörük yelleri
Portakal kokuyor, bahçe telleri
Sıcağı kavurur, Mersin elleri
Turkuaz sulara, düşer gölgesi
Cennetten bir köşe, Antalya yöresi!
Köşektaş ortası, sarı başaktır
Buranın sevdası, Haktan kuşaktır
Kaşıklar şıkırdar, gönül yumşaktır
Neşet Baba der ki, yalan dünyadır
Ankara dediğin, derin hülyadır!
Çırpınır Karadeniz, durmaz yerinde
Yaylanın dumanı, tüter serinde
Uşaklar el ele, sırlar derinde
Tulum şişer ağlar, kemençe coşar
Hırçın dalgaları, dağları aşar!
Palandöken giyer, beyaz kürkünü
Malatya çağırır, barın türkünü
Gakkoşlar korur, vatan mülkünü
Soğuğu sert olur, insanı merttir
Doğu’nun duruşu, dünyaya derttir!
Mardin’in taşları, tarih konuşur
Urfa’da peygamber, sırla buluşur
Dicle Fırat akar, çölde kavuşur
Halay başı çeker, mendiller sallar
Kardeşlik türküsü, söyler bu diller!
Yedi renk, yedi ses, tek bir nefesiz
Biz bu topraklarda, etle tırnağız
Kuzeyden güneye, gürdür sesimiz
Bölünmez, yıkılmaz, koca bir dağız!
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 22:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!