Yazının Kalbi - Aytmatov Müze Evi-

İhsan Kurt
265

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Yazının Kalbi - Aytmatov Müze Evi-


Şehrin kenarında,
Taşranın sessiz sokaklarında
bir ev yükselir.
Taştandır, sadedir,
ama taşların ardında bir milletin sesi yankılanır.
Bahçe kapısında bir bozkurt karşılar
Ergenekon’dan gelmişçesine yorgun
Asaletli bakışlarında umudun ışıkları
Başı dimdik Tanrı Dağlarına doğru
Bakışlarında toplanmış tarihin ağırlığı
Yazının kalbinin atışına şahit olmuş
Daktilo seslerinin müziğini dinlemiş
Şimdi üzgün Aytmatov gideli
Gelen konuklara Ergenekon’u
Ergenekon’dan çıkışın umudunu hatırlatır

Heyecanla kapısını açtığınızda
yalnız bir eve değil,
yazının kalbine girersiniz.
Kalp atışları raflardaki kitaplardan gelir
Masanın üzerinde duran daktilo,
sanki savaş meydanında bir kılıç gibi,
Aytmatov kelimeleri yontmuş,
çağları aşan destanlar yazmıştır.
Kalem, bir sancak gibidir orada.
Mürekkebinin izleri,
bozkırların at kişnemesiyle birleşir,
çöllerin sessizliğine ses olur.
Her harf bir adım,
her cümle bir yolculuktur.
Yazının yolculuğu, yazıya yolculuk

Raflarda duran kitaplar,
yazarın komutuyla yan yana dizilmiş.
Kimi Kırgızca, kimi Rusça, Türkçe de var içlerinde
kimi dünyanın başka dillerinde.
Ama hepsinin kalbi bir atar
bozkırın vicdanı, insanlığın sesi.
Odanın sessizliğini dinlersiniz,
ve birden uzaklardan bir tren düdüğü çalar.
Gün Olur Asra Bedel’in rayları,
dağların göğsünden geçip
bu küçük odanın taş döşemesinde titrer.
Sanki kitapların içindeki kahramanlar
bir anlığına kapıdan içeri girecekmiş gibidir.
Issık Gölde Ak Gemi selamlar hüzünleri
Duvardaki tablolar canlanır
Koltukta oturmuş bir gölge görürsünüz,
pencereden ufka bakan bir bakış.
O bakışta yalnızlığın derinliği,
aynı zamanda bir milletin yükünü taşıyan bir direniş
Çünkü bu ev, yalnızca bir ev değildir.
Bütün odalarındaki nesnelerle bir mabettir.
Yazının mabedi,
vicdanın kalesi.

Bu evde fotoğraflar doğumdan ölüme
Arasında dünya idarecileri birer birer capcanlı
Daha kimler var kimler
Sonra Manasçılar, Aragon ve Anar
Yazarın mabedinde toplanmışlar
Yalınız değildir o artık
Raflardaki kitaplar duvardaki fotoğraflar şahit
Bir çini vazodan bakar konuklarına
Bütün yorgunluklarını eskiyen koltuğuna bırakmış
Gerisinde Bozkurtlar
Sade bir tabloda kalmış.

Bilirsiniz ki burada kelimeler sadece yazılmadı,
burada kelimeler savaş açtı unutulmuşluğa,
haksızlığa,
insanın kendi karanlığına
Tehdit olan varlığına
Ve siz ayrılırken,
Düşüncenin ve hayallerin hüznü çöker yüreğe
ev hâlâ aynı sadelikte durur
Aynı tanıdıklarla kalır

Ama bilirsiniz ki,
o taş duvarların içinde
bir halkın ruhu yazıya dökülmüştür.
Ve yazının kalbi,
insanlığın vicdanı gibi,
burada atmaya devam edecektir.
Ve yolculuk bana şunu fısıldar:
Her insanın içinde bir bozkır vardır,
her vicdanın içinde bir tren düdüğü çalar,
Her toplumda mankurtlar doğar
Savaşların biri biter diğeri başlar
ve her satır, Tanrı Dağları’nın gölgesinde yeniden yazılır.

İhsan Kurt
Kayıt Tarihi : 30.11.2025 15:43:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Kırgızistan/ Bişkek'te Cengiz Aytmatov'un Müze Evini ziyaret ettiğimde gelen duygular.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!