Seni söyleyen sözü bildik seni duyuran sesi
Korku geçmedi hiç yanımızdan bizim
Sonsuz denizin bile unutturamadığı
Eşsiz acının çocukları bizler
Sapan taşının ve Çanakkale geçilmezin
Ahdine sadık yüreği çatal hani
Bilmediğimiz bir kötü oyun
Ah masa başı tuzakları
Cephenin korkusuzları can pazarı mezatları
Gözlerimizde okudular
Kalbimizde gördüler
Sesimizde duydular
Söylenmeyen sonsuz merhamet çağıltısını
İnsan diye bir zaafımız var işte bu
Yılan gibi sokuluşu zafer taçlarına
Malzeme belki sütre olmaya razı olan gani gönlümüzü
Andaçlarına bir not olarak geçirdiler
Kesik danslarına bile bizden bir emniyet
Bizden bir salah erişti
Yoksa zaman eyerlemiş tufanını
Şafak vakti ortalığı
Toza ve dumana katanlar adına
Atılan her taşı tutan bir Cibali Baba
‘Ölmesin gâvurcuklarım ölmesin daha’
Bin kere tövbe bozanların umut tekkesi
Bin kez kaçanların ardında yetmiş kere
Koşanların izinde yürürüz sinemizde
Başkaları cehenneminin ölüm tortusu
Son maddesini söyleriz ilk maddesinde
Evvel ahir affetmeye meyilli
Evvel ahir ölümlerin en önünde
Kalleş ve kaypak korkunç ve sinsi
İçimizden seslerin yaldızlı cazibesi
Çizginin kâfirine değişir elif lam mim
Yazımız yazgımızdı
Başlar artık ne fayda
Serin zamanların zevk şölenleri
Anlık duruşların tılsımlı yaygarası
Zevk olsun için sofraya yılan çorbası
Biz ölümlerin en önünde
Kesik danslarını bile bize borçludurlar
Yazımıza ve kaleme
Yemin olsun!
Kayıt Tarihi : 5.5.2010 23:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Başlar artık ne fayda
Serin zamanların zevk şölenleri
Anlık duruşların tılsımlı yaygarası
Zevk olsun için sofraya yılan çorbası
Biz ölümlerin en önünde
Kesik danslarını bile bize borçludurlar
Yazımıza ve kaleme
Yemin olsun!
hocam çok güzel anlamlı bir çalışma yüreğin var olsun
TÜM YORUMLAR (1)