Kış geldi
Yolumuz yokuşa düştü,
Diye üzülme!
O karlar da erir; bahar gelir
Sular akmaya başlar
Yollar düze çıkar
Ovalar yeşile boyanır
Dizlerine derman
Yüreğine can gelir.
Ömür biter...
Mevsim güze döner.
Son kuşlar uçup gider;
Bağlar, bahçeler hep ıssız kalır
Diye, yorma gönlünü!
Hazanın da kendine göre
Güzellikleri var!
Hem, songüzden önce
Sımsıcak bir mevsim var.
Ağaçta meyve
Meyvede tohum
Gül dalında bülbül
Yüreğimizde hasretle yeşeren
Gönlümüzde aşk ateşi var!
Tarlada başak
Ambarda un
Soframızda ekmek var.
Hüzün olsa bile delice sevdalarda
Hüzün, yalnizca kederden
Gamdan ibaret değil ki!
Hüznün içinde coşku...
Hüznün içinde düş...
Hüznün içinde heyecan var.
Coşkun dereler gibi birbirine meyleden...
İşte o hüznün
O efkârın da
Kendine göre bir güzelligi var!
Evet, canım !
Bir bakarsın şöyle geriden
Kendi ömrüne..
Uzaktan, adeta akşam kızıllığında
Gün batmak üzereyken
Yogun tepelerin üzerinden
Sis gibi, buğu gibi üstüne çöken
Efkâr gibi...
Ufuktaki çizgiler gitgide solgunlaşır da
Belirsiz hâle gelir ya hani...
Düşünürsün, bir zamanlar
Bulunduğun nokta
Gençliğinde çevren
Nasıl da geniştir, değil mi!
Herkes, taparcasına sever seni!
Herkeste bir hürmet, bir ihtimam...
Bir buyursunlar ağam, beyim halleri...
Zaman gectikçe işte daha sonra
Durumlar değişir, günden güne...
Bir bakmışsın
Herkes kendi dalgasında
Dümeninde yolculuk eder.
Bu arada, olgunlaşırsın
Hayat seni, döve döve
Adamı, daha adam...
Kadını daha kadın eder!
Oysa, dünyanın belki de
En vurdumduymazı sendin vaktinde!
Ulan, bir bakarsın aynaya;
Filozofa dönmüşsün!
Hadi be oradan! derken...
Küfürü, ağız dolusu sallamak üzereyken
Aynadaki görüntün değişir birden
Bütün filozoflar billmiş bilmiş
Parmak sallayarak etrafına üşüşürler:
Sen sen ol evlat, sakın
Boş konuşmayı marifet sanma!
Ve daima
Söyle ki sözünden mâna alsınlar;
Söyleme ki seni arif sansınlar!
Her kafadan bir ses gelir...
O an
Çıldıracak gibi olursun
Kaçarsın kendi hücre odandan
Düşüncelerinden kaçarsın!
Çektiğin çilelere
Acılara, imkânsizlıklara
Yoksunluklara değil sadece
Güzel günleri de süzgün gözlerle
Eflatun tepelere bakarken
Sevgiyle anarsın...
Bir geçmişe, bir gençliğine
Bir de bugününe bakarsın;
Inanamazsın!
Nasıl da hızla akıyor zaman!
Çıkarları, hedefleri
Odakları değişince
Değil mi canım
Nasıl da değişiyor insan!
Geçmişten, bugününe
Gitgide daralan, küçülen ve
Adeta tek bir noktaya
Bir tek adama dönüşen
Fırçasıyla ufku gösteren
İzlenimcilik Akımından
Cesur bir ressam gibi
Kendi hayatına bu kez
Kendi perspektifinden bakarsın...
Evet, gönül kuşum...
Biliyorsun, insan ömründe
Tatlı bir rüzgâr gibi eserken
Ağacların arasından savrulup giden
Dört mevsim var.
İşte, o mevsimlerin de
Umudunu yitirip
Bittiği gün
İşte, orada canım...
Beşinci Mevsim olarak
Sen, başlarsın!
Olmaz ya hani, birgün
Yine de oldu, diyelim;
Senin bittiğin yerde
Aşk başlar!
Aşkın da mevsimi vardır;
O da birgün son bulur...
Deseler, söyle ne çıkar gülüm!
Aşkın, bittiği yerden
Sonsuz sadakat
Sonsuz sevgiler
İhtişamlı bir dostluk çıkar!
Hadi biz öldük, diyelim;
Kış gelmiş olsun...
Bizden sonra, gülüşüm
Tomurcuğum, bir düşün!
Bizden sonra, pirıl pırıl güneşler...
Yer gök ve ağaçlar
Kuşlar, böcekler, yapraklar
Tabiat kıpır kıpır!
Bizden sonra, taptaze
Yemyeşil bir ilkbahar var!
Bizden sonra da nasılsa dönüyor...
Dönecek bu pervasız Dünyâ..!
Aldırma...
Esma Özdemir 3Kayıt Tarihi : 11.1.2026 16:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Istanbul; 11 Haziran 2025 Çarş. Sa:02:44:00 Esma Özdemir




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!