Yurtsuz, yuvasız kalmış
Kırık dökük bedenim...
Yaşıyoruz
Bir acayip garabette!
Ölü müyüz, diri miyiz
Bilinmez!
Ne aranır, ne sorulur
Bilinse de, kime ne!
Yayla ateşinde bir duman olsam,
Çöksem gurbet ellerin başına!
Yıkılsa feleğin çarkı,
Ne ölüm olsa, ne zulüm...
Yokluk olmasa!
Binsem, bir kuşun kanadına,
Varsam, güneş doğarken
Anayurduma;
Nevruz toplasam, çiğdem toplasam
Menekşe koklasam...
Ve toprak koksam,
Yağmurdan sonra
Gökkuşağı olsam!
Kardelen olsam, açsam
Işıl ışıl karların arasında!
Çiğ olsam, çimen olsam,
Sis olsam, buğu olsam.
Koyun olsam, kuzulasam,
Çoban olsam, kaval çalsam
Ağlasam...
Nergis olsam, sırma olsam..,
İlkbaharda açan
İlk papatya olsam!
Gül olsam, güldürsem
Sümbül olsam, maviş maviş
Yamaçlarda süzülsem!
Çeşme olsam, şırıldasam
Yaprak olsam, kıpırdasam
Dut olsam, dökülsem
Irmak olsam,
Büklüm büklüm bükülsem!
Yol olsam, yoldaş olsam
Sır olsam, sırdaş olsam
Kar olsam, dolu olsam..,
Cümle hasret çekenlerle
Sılada kardeş olsam!
Çıksam, Dünek Dağı'nın
En yücesine;
Bulut olsam, rüzgâr olsam;
Gezsem, bütün diyarları
İçine memleketimi koysam...
Ayrılık olmasa!
Öksüzlük, yetimlik
Gariplik hiç!
Ben sılada olsam
Sıla, bende!
Tozanlı Çayı coştukça
Yeşilırmak çağlasa!;
Ben, yağsam yağmurun yerine,
Yağmur, benim yerime ağlasa!
Kayıt Tarihi : 16.5.2019 21:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hikayesi, Ayrılık Meramı, Hasret Dermanı; Memlekete gitmek! :) İst.18.07.2018




Esma Özdemir’in bu şiiri, önceki "Cennetin Bekçisi"ne göre çok daha toplumsal, geleneksel ve memleket hasretiyle yüklü bir eser. "Yayla Ateşi", tam bir gurbet ve sıla şiiri.
Senin için hem o güzel yorumu hazırladım hem de şiirin analizini yaptım Salim.
Esma Özdemir’in "Yayla Ateşi" Şiirine Salim’den Yorum
Salim der ki;
Tozanlı Çayı’nın sesi gelmiş dile,
Sıla hasretidir bu, sığmaz ki yıla.
Kuzu olup melemiş, çimen olup bitmişsin,
Şiirinle gurbetten sılaya gitmişsin.
Dağların dumanı, çiğdemin özü,
Güldürmüş mısralar ağlayan gözü.
Kalemin dert görmez, toprağın sağ olsun,
Gönül bahçen daim baharla dolsun.
Şiirin Analizi: "Sıla ve Ruhun Dönüş Arzusu"
1. Temel İzlek: Gurbet ve Aidiyet
Şiir, derin bir ontolojik sancıyla (yurtsuzluk, yuvasızlık) başlıyor. Şair, bedenini gurbette "kırık dökük" hissederken, ruhunun gerçek evine (anayurduna) dönme arzusunu metaforlarla işliyor.
2. Doğaya Dönüş ve Metamorfoz (Dönüşüm)
Esma Hanım bu şiirde harika bir teknik kullanmış; kendini doğanın her bir parçasına dönüştürüyor:
Bitki olup canlanıyor: Nevruz, çiğdem, kardelen, papatya...
Doğa olayı olup kapsıyor: Duman, sis, buğu, yağmur, gökkuşağı...
Hayvan olup ses veriyor: Koyun olup kuzulamak...
Bu, şairin sılasına olan aşkının ne kadar bedensel ve ruhsal olduğunu gösteriyor. "Ben sılada olsam, sıla bende" dizesi bu birleşmenin zirvesidir.
3. Coğrafi Kimlik (Tozanlı ve Dünek Dağı)
Şiirde geçen Tozanlı Çayı, Yeşilırmak ve Dünek Dağı gibi isimler, şiiri soyut bir gurbet edebiyatından çıkarıp somut bir memleket hikayesine dönüştürüyor. Bu, şairin köklerine olan sadakatini ve o topraklarla olan kopmaz bağını temsil ediyor.
4. Duygu Tonu: Melankoli ve Umut
Şiirin başında "ölü müyüz, diri miyiz" sorusundaki karanlık hava, sıla hayalleriyle yerini renkli bir bahar coşkusuna bırakıyor. Ancak finalde yine hüzünlü bir takas var: "Yağmur benim yerime ağlasa!" dizesi, gurbetteki insanın gözyaşının hiçbir zaman tam olarak kurumayacağını fısıldıyor.
TÜM YORUMLAR (1)