Ey benim adını,
Ey benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim,
Ey benim öpüp; yüzünü kaşını,
gözlerinin yaşını
Dudaklarımla silmediğim yavrum!
Belki o kadar tatlı ki gözlerin
Rüyasız uykulara benziyor.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Mehmet'e yazılmış bir özlem şiiri. Babasıyla yüz yüze gelemeyen yavrucak. Sizlerin hakkı nasıl ödenir ki...
Mehmet annesi Münevver 'in de etkisiyle mi bilmem Nazım 'ın gönderdiği oyuncaklar , hediyeler açılmadan Rusya'ya geri gönderilmiş.
Mehmet delikanlılığında , yazdığı şiirlerini, yayın evine götürmüş. Yayın evi sahibi şiirleri okumuş. Tanıdığını belli etmeden, "bu şiirlerin yazım şekli, büyük bir şairin şiirlerine benziyor" demiş. Mehmet hiç bir şey söylemeden çıkıp gitmiş. Bir daha şiirlerini getirmemiş.
Bu güzel şiiri okurken yüreğim sızladı.Bir yanda Nazım ,bir yanda hiç suçsuz bir çocuk...
İki yıl önce Ressam Mehmet Nazım da , gitti babasının yanına.. Belki de kavuşmuşlardır..
Her ikisine rahmet diliyorum. Yıldızlar yoldaşı olsun.
Güne düşen şiir için çok teşekkür ediyorum. Değerli Şairimizin anısına saygılarımla...
öyle bir özlem ki, hala yüreğinde taşıyor gibi geldi, bana! NAZIM HİKMET, şiirlerinde bu kadar net, açık, anlaşılır TÜRKÇE DİLİMİZİ kullanmıştır. bu güzel şiiri okudum ve rahmet diledim...satygılarımla.
seni vatan hasretiyle ölüme mahkum edenlere lanet olsun...
o zamanlar öyleydi, şimdilerde de öyle, sevgili Ran!.değişen bir şey yok yani!.
ışıklar ve şiirler içinde uyu...ama asla, hakkını helal etme!..
NAZIM HİKMET RAN......
Saygiyla aniyorum ustayi dunya saiirn,
Gecenin bir yarısında ne şiirin ne de şairirn adına bakmadan
okumaya başladım....Daha önce okumadığım bir şiirdi...0kudukça
ne güçlü, ne değişik bir anlatım diye düşünürken şairirn adına baktım
Nazım'ın adını görünce afalladım,,Şiiri bir daha , bir daha okudum..
0kudukça şaşırmadım...Bayıldım...!
Bunu ancak Nazım Hikmet yazardı..0kudum.....04.mayıs.2020
Ruhunuz huzur içinde olsun!..Saygılarımla..
kimbilir hangi duygularla yazmıştı bu şiiri..
harika bir şiir bu..
saygılarımla
ipek topyan
Nazım şiirleri yayınlanıyordu en son. Ne oldu? Hiç olmazsa ustayı okuyabilmeliyiz sitede. Bir çözüm lütfen. Saygılarımla.
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta