yaşlılık
ne güzelmiş bu yaşlılık
yitirmeden içerideki yaramazı
sürdürmek yaşam sevincini
üreterek
öğrenerek
öğreterek
deneyimlerle bilgilerle
kimseye pek faydam olmuyor aslında
hoş buna ihtiyaç duyanda yok ya
olsun belki ileride birkaç kişi çıkar
daha çok günüm var yaşanacak
gönlüm hoş olsun yeter şimdi
bir üniversiteye daha kayıt oldum
sosyolojiden sonra bir de tarih
hep içimdeydi zaten bugünlere imiş kısmet
resim kursuna başladım iyice bileyim istiyorum
bir de Osmanlı Türkçesi öğreniyorum
eski mezar taşlarını okuyabileceğim umarım
arada düşünüyorum ben ne yapıyorum diye
bu kadar zorlamak gerek mi bedeni ve beyini
pek maymun iştahlı değilim ama
yine de kızıyorum kendime
her şeyi öğrenmeye kalkmakta neyin nesi
sonra çok çabuk unutuyorum
okuduklarımın hiçbiri aklımda kalmıyor
zaten bir süredir başım dertte
sol omzumda ki ağrı ile
yapıştı kaldı meret gitmek bilmiyor
röntgen ilaçlar doktorlar para etmiyor
kesip atsam da kurtulsam diyesim geliyor
olacak şey değil ya
sonra gözlerim giderek bozuluyor
gözlük olmazsa iki görüyorum her şeyi
dünyanın kalabalığı yetmezmiş gibi
kimseye çaktırmadan idare ediyorum
kulaklarımsa benim değil sanki
cihazlar olmadan insanları anlamam zor
hoş bugüne kadar anladım da ne oldu
o da apayrı bir mesele ya
sonra yine şiirler yazıyorum
tabi şiir denirse
benimki kendini aldatmak
kendimce hoş zaman geçirmek
bu yaştan sonra şair mi olunurmuş
arada yüreğime de kızıyorum
sorumsuzun teki
başı boş bırakmaya gelmiyor
başıma olmadık dertler açıyor
neredeyse her organım emekli
o daha yolun başında sanki
ama onsuz da olmuyor işte
dünyanın bu gidişi de beni düşündürüyor
nereye baksam bin bir türlü sorun
açlıkla boğuşan fakir ülkeler
hastalıklardan kırılan yoksul insanlar
kendini tüketen ekonomiler
yeryüzüne hükmedenler
kasırgalar seller depremler
paylaşım savaşları kitlesel ölümler
dünyayı kaplayan mutsuzluk
habis bir kanser hücresi gibi
durmadan büyütüyor kendini
sevgili ülkem de payını alıyor fazlası ile
çözülemeyen sorunlar yumağında
yuvarlanıyor hem de yokuş aşağı
yokuşun dibinde bin bir felaket
hani birer birer saysam sayfalar tutar
mutsuzlar ülkesi olup çıktık
cumhuriyet değerlerimizi kaybederek
birde her konuyu bildiğini düşünen
yeteneksiz politikacıların tavırları
olur olmaz konuşmaları
kibirleri kendilerini bir şey sanmaları
bir de sahte bir duygu içinde
benim halkım benim vatandaşım
diye seslenmeleri yok mu
ne desem bilmem ki
öyle ya sahiplenmek gerek
sadece halkı değil
ne varsa para edecek
her şeyi sahiplenmeli istisnasız
ve herkesin bildiğini de söylemeli
mülktür politikanın temeli
şimdi ben kalkıp sokağa çıksam
toplasam insanları başıma
hiç bir art niyetim olmadan
tamamen insani duygularla
anayasadan söz etsem
kanunlardan yaşam hakkından
mahremiyetten söz etsem
dinden imandan söz etsem
enflasyondan pahalılıktan
geçim sıkıntısından söz etsem
eğitimdeki sorunları anlatsam
işçinin emeklinin maaşı desem
ülkemi dolduran göçmenler desem
doğruya doğru desem
yanlışa yanlış
kim ne diyebilir
belki
belli mi
İsmail Akyüz
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 13:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!