Yaşayarak ölmek...
O köhne köşedeydi. Hiç çalınmamış kapısına bakarak, titreyen ellerini
anlamsızca bakan gözlerine götürdü, ve o kanlı sıcak gözyaşlarını
silmek istedi, ama bedenini saran ve ona hiç bilmediği bir acıyı
tattıran yokluk bunu adamın gözünün önünde yuvarlanmaya devam eden
yaşanmışlıkların acısıyla kenetledi... Sadece çürümüş ahşap döşemeye doğru oraya aitmişçesine ardı ardına düşen gözyaşlarına bakmayı becerebilmişti.
'Ne zaman gelecek' dedi duvarlara. Sessizliğini hiç bozmamış yaşlı duvarlar
bir şeyler fısıldamak ister gibiydi ona.. Tam o sırada şiddetini arttıran
rüzgarla dans eden bir yaprak girdi içeriye, adam yere doğru onu
kıskandırırcasına kıvrak şekilde düşen yaprağı izledi.Ve yaprak yere düştü
solmuş rengiyle ben nerdeyim der gibiydi, tıpkı onunda içerisinden ardı ardına
tekrar ettiği gibi... Hep ait olmadığını düşündüğü bir hayatta çırpınmıştı adam.
Ve bir çok günah işlemişti aitsizlik isyanının içerisinde.
Ne bütün zorluklarında yanında olan annesinin nede onu kendisinden daha
çok seven mavi gözlünün değerini bilmişti. İşte her şey onun istediği gibiydi
Ait olmadıkları onunla değildi yapayalnız o köşede hiç çalınmamış kapısının karşısında titriyordu ve ağacından kopan yaprak gibi aitsizlik kaosunda soluyordu. Beklediği bir şey vardı, 'artık gel...'. 'Al beni..' Açamadığı ağzı
anlatamadığı gözlerinin içinden bir seslenişti bu.. Ait olmadığı yerdeydi
ve Tanrıya kavuşmak için bekliyordu günahkar arzularının getirdiği noktada...
Uzun bir sessizlik... Rüzgar yoktu artık. Küçükken hayalet sandığı perdeler
bir rüzgara daha katlanamayacağını, yaşlandıklarını söylercesine durgundu.
Ve bir ses.. 'tak..tak..tak...' Yanaklarında kurumak üzere olan gözyaşlarının farkına vardı adam. 'ne oluyor? ' dedi içinden..
sesini artık unuttuğu ve tanımakta zorlandığı bir sesti bu. 'tak..tak..tak..'
'Geldim'... Dedi karşısına oturduğu kapısının arkasından bir ses. Evet bu ses.. Kapı, kapı çalıyordu! . Zorla aralayabildiği dudaklarıyla 'Geldi! ' diye haykırdı adam. Evet gelmişti.. Onu tanrıya götürecekti. 'gir içeri hazırım, daha fazla acı çekemem' dedi adam. Kapı senelerin yorgunluğuyla açıldı gıcırdayarak ve içeri gözlerini kör edercesine kuvvetli bir ışık yansıdı, gözlerini kıstı adam göremiyordu, gözlerini alıyordu bu kuvvetli ışık. Işık ardına kadar açılan kapıyla tüm odayı sardı.
'Kalk, gidiyoruz' dedi ses... 'Aitsizlik çırpınışlarınla bütün gerçekleri yok ettiğin hayatını bitiriyorsun şu an'. Adamın içindeki heyecan, birden geçmişe bir yolculuğa çevirmişti kendini bütün her şey, yaşadıkları.. Reddettikleri, evet diyemediği kabullenemediği her şey gözünün önündeydi.
Birden gözyaşlarına boğuldu tekrar adam. 'Hayır hayır! bir fırsat daha! ' dedi, bitmiş olan her şeyin farkına
varıp pişmanlıkları karşısında eriyip. Ama bitmişti işte her şey, dönüşü yoktu artık, bunu olamayacağını kendisi de
biliyordu. 'tamam, geliyorum' dedi adam ve hışımla kalktı oturduğu yerden. Kendisini çok canlı hissediyordu
tıpkı gençliğindeki gibi hem, hem bacağı da topallamıyordu artık 'kendimi hiç bu kadar zinde hissetmemiştim' dedi adam.
Ve son kez hiç çalmayan kapısı, eski perdeleri, ve kendisine şahit, hayatının en iyi sırdaşı duvarlarına,
eski çürümüş tahta parkelerine... ve boynunu yere bükmüş, son damlasına kadar
kendini yere boşaltmış gözyaşlarıyla kendisine. 'ben, ben... ben ordayım..' evet adam ruhunu teslim etmiş vaziyette
sırtını sessiz duvarlara vermiş ebedi uykusuna dalmıştı. 'bu nasıl olur ben ayaktayım şu an ama çok iyiyim bak ayağımda
artık topallamıyor' dedi adam. 'bedenin orda karşımdaki sensin' dedi karşıdaki ses.
Adam her şeyin farkına vardı, ölmüştü. Durdu son kez kendisine baktı acırcasına ve ben buymuşum dercesine...
Ve kaderine razı bir şekilde kapıya doğru yürüdü, ışığın tam önüne geldi, bir adım daha attı,
ve ışığın arkasına geçti, burası kapkaranlıktı hiç bir şey yok her yer kapkaranlıktı! 'Burası da neresi! ' dedi adam.
'ait olduğun yerdesin' dedi ses. 'Ama, ama burası neresi? '..
'HİÇBİR YER...' dedi ses. Adam sonsuza kadar kabullenemeyeceği bir yerdeydi ve bu değişmeyecekti hayatta elinden kaçırdığı fırsatların, yaşayamadıkların acısıyla böyle kalacaktı...
Emre BiçerKayıt Tarihi : 10.3.2005 05:47:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
![Emre Biçer](https://www.antoloji.com/i/siir/2005/03/10/yasayarak-olmek.jpg)
Selamlar.
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
Selamlar.
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
TÜM YORUMLAR (2)