Yürüdüm ne kadar gitmem gerekiyorsa gittim,
şehirler gezdim, köyler, kasabalar..
Hiç tanımadığım insanların gözyaşlarına dokundu avuç içlerim
Bir kırlangıçtan incelik gördüm, kuğu ile dans ettim.
Hüznü içtim bakır tasta Mezopotamya'nın orta yerinde, bir köy kahvehanesinde..
Bir derviş gördüm yıldızlara dokunuyordu, bir deli çırılçıplak uzanmış kendisi ile konuşuyordu bilgece..
Yaşam kök saldı sokaktan yıldızlara kadar, bir sarmaşık azgınlığıyla..
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta