Dün yenildim,
Bugün zelilim
Ama tüm yarınlar benim.
Gökyüzü,
Karanlık oklarını indirirken ömrüme,
Feleğe bu sitem, bu şikâyet niye?
Yani istediklerim olmadı diye,
Gerek var mı bu kadar gürültüye?
Yazgı dediğimiz
Eskimiş bir kitaba benzer,
Yer yer sararmış,
Kimi harfleri de zamanla yanmış
Sayfalarında yıldızları eksik,
İnsan sorar bu ne kalleşlik?
Ancak insan kendi yazar bu kitabı,
Kendisidir kendi muhatabı,
Yaşamak gibi mühim bir gayeyle,
Her gece yeniden yazar sabahın mürekkebiyle.
Çünkü hayat,
Kırık bir aynanın bin parçasında
Başka bir suretini gösterir her insanda
Ve hiçbiri yalan değildir aslında.
Umut,
Kör bir saat ustası gibi,
Gıcırdayan çarklarıyla değirmen misali,
Zamanın en durmuş yerinde bile
İncecik dişlileri çalıştırır sessizce.
Bilirim ki,
Her kolaylık cebinde bir taş taşır
Ve her zorluk içinde saklar
Bir kavanoz şekerleme.
Oysa insan,
Kanatlarını kaybedince
Unuttum sanır uçmayı;
Oysa yeryüzünde de
Gökyüzü kadar,
Yere düşenlere de yollar var;
Topraktan, sudan, ışıktan.
Dün dediğim,
Bir eskiz defteridir;
Hatalarım silinir,
Elbet yeni çizgiler eklenir
Ve bugün,
Dokunulmamış bir sayfa gibi beklenir.
Pes etmemeli!
Çünkü bazen yıkılmak gerekir,
Yeniden inşa için hayatı
Yıkıntılar en iyi temeldir
Ve hayat,
Ansızın bir kapı aralar;
Doğmaz zannedilen o güneş doğar
İçinde kaybolduğunu sandığın labirentin
Tam ortasında
Aralanmaz sanılan kara bulutların arasında.
Mesut Çiftci 2
Kayıt Tarihi : 10.7.2025 10:22:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!