İçimde yarım kalmış bir konuşmanın tortusu,
söz ağızdan düşmeden yaşlanmış bir suskunluk.
Kendime borçlu kaldığım cümleler var,
ne söylesem eksik,
ne sussam ağır.
Belki de buna müstehakım,
kendimden kaçarken vurulmuş bir şehir gibi
her sokağımda yasaklı bir anı.
Geceyi aklamak isterdim
ama karanlık da benden delil istiyor.
“Sonralar iyileştirir” demiştim,
zamanı bir ilaç sanmıştım aptalca.
Oysa zaman
sadece acının adını değiştiriyor,
yarayı büyütüp
alışkanlık diye cebimize koyuyor.
Bak,
ellerim hâlâ bir cümleyi tamamlamak ister gibi açık,
dilimde yarım kalmış bir sen,
göğsümde ertelenmiş bir cesaret.
Konuşsaydık belki kurtulacaktık,
susarak çoğalttık yıkımı.
Şimdi anlıyorum:
Bazı konuşmalar yarım kalmaz,
bilerek bırakılır.
İnsan bazen
kendi sustuğu yerden cezalandırır kendini,
ve buna kader der
utangaçça.
Ama yine de
bir yerimde küçük, inatçı bir ses var;
diyor ki
“acıdan geçmeyen umut sahici değildir.”
Belki konuşuruz bir gün,
belki sadece içimizle barışırız.
Bu da bir başlangıç sayılır,
yarım kalmış olsa bile.
Kayıt Tarihi : 26.1.2026 11:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!