İlkin babamın aldığı fosforlu yıldızlarla bakmaya başladım gökyüzüne.Gezegen olmaya karar verdiğim de çok küçüktüm .Göğün birbiri arasında oyunlarına katıldım.
Bir süre sonra en sevdiğim yıldızım düşmüştü yastığımın kenarına.Tekrar gökyüzüne nasıl çıkabilirdim, bilmiyordum.aslında bir süre düşündüm.ben bir gök taşıydım
üstelik
dünyada.
Buraya düşerken bile bu kadar hırpalanmışken .Mavi ko'skaca dünya ile nasıl başa çıkabilirdim.
Uyandığımda ağaç kovuğundaydım birkaç aslanın bağırış sesleri gelir gibiydi kulağıma oysa ben 14 yaşındaydım.Üstelik dünyadaydım ,başlı başına bir savaş açmıştım kendime ,burada yaşayarak..
işte sana geliyorum
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek
Devamını Oku
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek




Meşale kokulu vedaları var gökyüzünün
Güneşin gelişiyle kayboluyor karanlıktaki aydınlıklar
Geceden daha acıklık gün yüzü
Açıktan görülüyor suçlar günahlar
Bir örtü lazım kaygan meşalelerin düştüğü
Bir dilek bir umut ışığı
Kalemlerin tükenmeyip
Yürekleri pak
Yapraklarda gezinip gülüştüğü
Sende tükenme olur mu küçüğüm
Dizelerin karışık kalabalığında
O kadar doydum ki saflığıma
Dizelerim bile tutmuyor dizlerimi
Bu körpe karanlığımda
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta