Mevsimler gibi geçişler yaşıyoruz, bazen hüzünlü bir sonbahar mevsiminde ağaçlar gibi yapraklarımızı döküyoruz sokaklara ve en acısı sevdiğimiz insanlar rüzgâr oluyor; dalından ayrılırken bizi uzaklara sürükleyen. Yakını ararken yakınımızdan oluyoruz, canımız acıyor. Tutunamadan yanında yerde savrulup duruyoruz, nefes alamıyoruz. Sonunda rengimiz kahverengi ve sarıya çalmaya başlıyor. İşte oradan oraya… Artık güneşin belirsizliği. O an kurumaya yüz tutmuşken geliyor; son sözcükler düşüyor dilinden usulca, ufak bir gülümseme ile. Ağaca son kez bakarken:
“Hatırla…” diye başlıyor; dallarına sımsıkı bağlı olduğum, en baharlı, en yağmurlu, sırılsıklam olduğum o ilkbahar günlerinde… Hani yıldırım seslerinin korkusuyla sana sığınarak, “Bir gün anılar ve umut kokulu bir kitap mezarım olsun istiyorum,” demiştim, diyor ağaca.
“Hatırla ve beni unutma… Sen de kuruyup bir kitap olduğunda, ilk ya da son bir baharda… Belki bir kitapta seni bulmak, belki bir kokuda seni aramak… Bir umut vardır yaşamda.”
Belki bir kitabın içinde bir anı olarak kurutulmaktı tek umut; o, dalında yeşil ve güzel iken bir kitaba umut bağlamıştı. Bir umudu olmalı insanın, her zaman bir sebebi olmalı, her son bir başlangıçtır…
Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Susar akşam oldumu
Bir cebinde das kapital
Bir cebinde kenevir tohumu




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta