Yüreğimizi bir pazar yeri sanıp gelenin gidenin iz bıraktığı o tozlu yollardan geçtik.
Öyle kapılar açtık ki, eşiğinde duranları dost sandık; meğer her biri kendi fırtınasından kaçıp bizim limanımızda dinlenen, rüzgar dinince de ilk gemiyle çekip giden yolcularmış.
Biz o gemilerin arkasından el sallarken, sadece umutlarımızı değil, gençliğimizi de uğurladık.
Dışarıdan bakıp "neden sustun?" diyenler, içimizdeki gürültüyü duyamayanlardır.
Biz, düşmanımızın attığı taştan değil, dostumuzun attığı gülden yaralandık.
Yanıldık; Çünkü insanı suretinden, kalbi sözünden ibaret sandık.
Yorulduk; Çünkü başkaları eksilmesin diye hep kendimizden bölüp verdik.
Sustuk; Çünkü anlattıkça küçülen dertlerin, anlamayan yüreklerde yük olduğunu gördük.
Şimdi "yalnızsın" diyorlar ya; bilmezler ki en büyük nefessizliği, sevdiklerimizin kalbinde yer bulmaya çalışırken yaşadık.
Kimseye eyvallahımız kalmadı artık, çünkü en ağır "elveda"ları en sevdiklerimizden duyduk. Beklentisizliğin o soğuk ama güvenli limanına demirledik ruhumuzu. Artık hangi rüzgarın nereden eseceğini merak etmiyoruz; biz o fırtınalarda hangi yelkenin bizi yarı yolda bırakacağını zaten ezberledik.
Nereden bileceksin diyorlar ya...
Aslında biliyoruz artık. Kimin cebinde kaç maske, kimin dilinde kaç yalan olduğunu görüyoruz. Ama yine de susuyoruz. Bu bir kabulleniş değil, bu bir bitiş çizgisi.
Biz artık yaşayamadıklarımızın yasını tutmuyoruz..Biz, yaşayıp da kursağımızda kalan heveslerin, yanlış insanlara harcanan emeklerin ve o hiç iyileşmeyen "hiç beklemezdim" yarasının esiriyiz.
Ahmet Gürkan
Ahmet GürkanKayıt Tarihi : 22.2.2026 21:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!