Bu ceviz böyle saklanmazdı
Korkmasa birinden girmezdi çalı dibine.
Geçirmezdi gecenin soğuğunu
Çatlak kabuğundan tenine
Kirpi ne dolaşıp duruyorsun bakayım sen ortalıkta
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Yazan kalemi ve yüreği kutluyorum.Değerli kaleminizden güzel bir şiir okudum. .+.+. Saygı ve sevgi ile kalın.
Hikmet YURDAER
Elindeki ekmeği alınırken ürkekçe davrananlar nedense hep başkalarının sırtından kaybettiği o ekmeğine kavuşmayı hayal ederler. Nasıl olsa bir kahraman çıkar bunu iyi bildiklerinden olacak... İyi de, kıvrılıp büküleceğine şu taşın altına elini bir de sen sok birader! Ah şu çürümeye aday 'çatlak kabuklu cevizler' sizler saklandıkça sizleri saklamak, koruyup muhafaza etmek zorlaşıyor.
Sevgili Necdet Hocam, bir şairin daha nelere dikkat etmesi gerektiğini saklayan son mısraları anladığımı zannediyorum.
Saklanmak sözünüzden yola çıkarak şiirin dışında ama şiirin öznesi olan ceviz hakkında farklı bir konuda sizinle söyleşmek istiyorum. Şiirinizi bir kaç gün önce okumuştum. Aklıma takıldı ceviz... Memleketimde (ilçemde) ceviz ağaçları boldur (altında çokça kirpi görmüşlüğümüz de vardır). Onca taze cevizi elimizi kınalamak bahasına kırıp yememize rağmen onun nasıl saklandığı konusunda bilgi sahibi değildim. Bu işten anladığına inandığım bazı eş ve dosta sorduğumda benim bildiklerimden fazla bir şey söylemediler. Kabuğuyla birlikte tenekelere koy ve kış boyunca ye diyorlardı. Eğer ceviz içini saklamak istiyorsan cam kavanoza koy mutfakta uygun bir köşeye bırak diyorlardı. Oysa internetteki yerli ve yabancı kaynaklardan protein ve yağ içeren bu önemli besin maddesinin, bu güzel meyvenin çürümemesi için türüne göre değişen özel bir ilgi gerektiğini öğrendim.
Ama ne yazık ki çalı dibine düşmüş çatlak kabuklu cevizlerin çürümemesi için ne yapılması gerektiği konusunda hiç bir sağlıklı bilgiye ulaşamadım. Şimdi düşünüyorum, cevizin kabuğu çatlamışsa içini onu besin olarak kullanan bakteri mantar gibi mikroplar sarmıştır. Doğadaki çürüme olayının en önemli unsurlarıdır bu mikroorganizmalar. Gün geçtikçe ceviz bu mikropların beslenme sırasında ortaya çıkardıkları enzim, toksin gibi ürünler yüzünden kararacak ve besin olmaktan (yararlı bir şey olmaktan) çıkacaklardır. Bana göre 'çalı dibinde, kabuğu çatlamış bir ceviz' bulunduğunda, henüz çürümeye başlamamışsa yada çürüme yeni başlamışsa onun kabuğu açılıp, üstündeki zar (?) iyice çıkarıldıktan sonra hemen tüketilmelidir.
Sevgili Necdet Hocam, doyumsuz tatlarla dolu şiiriniz ve şiirleriniz için teşekkürlerimi iletirken, sizlere selam ve saygılarımı sunuyorum.
Elindeki ekmeği alınırken ürkekçe davrananlar nedense hep başkalarının sırtından kaybettiği o ekmeğine kavuşmayı hayal ederler. Nasıl olsa bir kahraman çıkar bunu iyi bildiklerinden olacak... İyi de, kıvrılıp büküleceğine şu taşın altına elini bir de sen sok birader! Ah şu çürümeye aday 'çatlak kabuklu cevizler' sizler saklandıkça sizleri saklamak, koruyup muhafaza etmek zorlaşıyor.
Sevgili Necdet Hocam, şiirin tamamını hakkıyla anlamış olmasam da son mısralardaki, şairin daha nelere dikkat etmesi gerektiğini anladığımı zannediyorum.
Saklanmak sözünüzden yola çıkarak şiirin dışında ama şiirin öznesi olan ceviz hakkında farklı bir konuda sizinle söyleşmek istiyorum. Şiirinizi bir kaç gün önce okumuştum. Aklıma takıldı ceviz... Memleketimde (ilçemde) ceviz ağaçları boldur (altında çokça kirpi görmüşlüğümüz de vardır). Onca taze cevizi elimizi kınalamak bahasına kırıp yememize rağmen onun nasıl saklandığı konusunda bilgi sahibi değildim. Bu işten anladığına inandığım bazı eş ve dosta sorduğumda benim bildiklerimden fazla bir şey söylemediler. Kabuğuyla birlikte tenekelere koy ve kış boyunca ye diyorlardı. Eğer ceviz içini saklamak istiyorsan cam kavanoza koy mutfakta uygun bir köşeye bırak diyorlardı. Oysa internetteki yerli ve yabancı kaynaklardan protein ve yağ içeren bu önemli besin maddesinin, bu güzel meyvenin çürümemesi için türüne göre değişen özel bir ilgi gerektiğini öğrendim.
Ama ne yazık ki çalı dibine düşmüş çatlak kabuklu cevizlerin çürümemesi için ne yapılması gerektiği konusunda hiç bir sağlıklı bilgiye ulaşamadım. Şimdi düşünüyorum, cevizin kabuğu çatlamışsa içini onu besin olarak kullanan bakteri mantar gibi mikroplar sarmıştır. Doğadaki çürüme olayının en önemli unsurlarıdır bu mikroorganizmalar. Gün geçtikçe ceviz bu mikropların beslenme sırasında ortaya çıkardıkları enzim, toksin gibi ürünler yüzünden kararacak ve besin olmaktan (yararlı bir şey olmaktan) çıkacaklardır. Bana göre 'çalı dibinde, kabuğu çatlamış bir ceviz' bulunduğunda, henüz çürümeye başlamamışsa yada çürüme yeni başlamışsa onun kabuğu açılıp, üstündeki zar (?) iyice çıkarıldıktan sonra hemen tüketilmelidir.
Sevgili Necdet Hocam, doyumsuz tatlarla dolu şiiriniz ve şiirleriniz için teşekkürlerimi iletirken, sizlere selam ve saygılarımı sunuyorum.
Güzel, çok çok güzel bir şiir.Saygılarımla
hani bir de üç maymun vardır, görmeyen, duymayan, söylemeyen. En olmadık yerde çıkar, en önde çarpışmış gibi parsayı kapar. işte meydan böyleleriyle dolduğu için, gariban ceviz hangi çalı dibine girse nafile, kaparlar, hem de elden önce yiyip bitirirler. Yüreğine sağlık. ant.
Geceyi tüketip, ayrılacağım yerdeyim... Nasılsa şu anda saklanacak, saklayacak birileri yok, biraz hemhal edelim Dostumla...
'Yırtık büyük olunca', neresinden yamasan olmuyor... Bir yerini kapasan, öbür yanından sökülüyor... İşin doğası gereği ceviz kadar bu işi beceremiyoruz, kamufle olma özelliğimiz de yok, olsa bile 'ar damarımız' çatlamış, saklama gereği de duymuyoruz nasılsa...
Anlama/dinleme yanımız da kalmamış... İşimize nasıl geliyorsa öyle... Etrafta da yeterince kirpi var. Büzüşüp bekliyorlar, oklar hazır! 'Kim vurduya' giden gitsin, kalan sağlar bize kalsın, ne ala memleket...
Sevda mı dedin? Kaldıysa öpüp başa koyacaksın, kırk düğüm atıp üstüne...
Yamayan yamasın dostum... Bizimki 'düğümlü' olsun, olacaksa...
Kutluyorum şiiri ve değerli şairimi...
Yılanın başı ezilmeli henüz yeni doğmuşken..çalı diplerine saklanıp gözlere mil çekmektense..yaşam yamaya gelmiyor illaki sökülüyor olduk olmadık bir yerde..
Muhteşem kaleme sonsuz saygılarımla.. Enfes bir şiir okudum..
' Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın,' Ebe Mestane' yi dinleyip bu sözü kendine düstur edinenlerin dünyasındayız artık. Dinlemiyoruz da ne oluyor?. Hangi yaptırım gücümüz var ki?... Cevizler örneği işte...Saklan çalı diplerine.
Bir başka güruh var ki, onlar bana dokunmayan yılan bin yaşasın demiyor. ' Yılanın başını küçükken ezmeli ' diyor. Seçim sizin...Kutlarım öğretmenim. Çok başarılıydı...esenlik ve sevgimle...
ahenk dolu mısraların akıcılığında,buruk bir haz veren çok güzel bir sebestt eser.tebrikler..
Tebrikler.Kutluyorum..++
Yama, geçmişlerde bohçalara yakışmış... zorunluluktan. Ama yaşamda yama? Tutmaz şair, tutmamalı... Değerli kaleminizi saygıyla kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 13 tane yorum bulunmakta