I.
Süssüz bir eş gibi, varlıkta sessiz, taş olup donduğum anda,
Ruhumla arama perde inerdi, ışık değip geçer yanda.
Gökyüzü pürüzsüz cilde benzerdi, yel olur eser zamanda,
Yalnız, tanınmaz bir gölgeydim sanki, ışıksız bir insanda…
II.
Islak bir hırıltıyla, ruhu titreştiren mazideki soluk,
Mevsim geçişleri gibi belirsiz, nedensiz o huzursuzluk.
Kalbimin çarpışında, yokuşlar kurar, tek çıkılan doruk
Yalnız, telaşına gölgelerin, karlar yağdığı gibi soğuk.
III.
Fısıltılar çevremde bulmaca çözer, cevabı bendim, sessiz,
Kendinden kalanı temize çeker insan, vicdanda nefessiz.
Gözlerimin sarısı yıkanırdı ıraklarda, bakışım gereksiz,
Yalnızlık, ırkı hüzünle yoğrulu kaderin, dili perdesiz.
IV.
Durakta sıra bekler ruh, çağrılı, duyulur uzaktan sesi,
Ayrılık akşamıdır, solgun yüzde, unutulmuştur nefesi.
Veda sözleri kırılır içimde, buruk, geçmişin esamesi,
Yalnızlık, yeni bir yaşama fatura, ayrılığın kendisi.
V.
Musalla taşında son bakışım, ayrılırken soyulmuş ben’im,
Külümden doğacak bir kuşun sesiyle mi yanacaktı tenim?
Gardrobumda asılı ışıkta, duygusunu bıraktı bedenim
Yalnızlık, Tanrı’nın sessiz sesidir, çağırır beni, bilirim…
kAD'r+
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 15:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
19’lu Hece Ölçüsünde, Şiir Atölyesi İçin.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!