Bir karavan ve bir de patili şirin dostum “Yoda”...
Vurduk yollara; bir gecenin sessiz karanlığında, ay ışığında.
Birbirine iki arkadaş, iki dost, iki yalnız yoldaş;
Ardımızda bırakarak tüm hatıraları: yolları, dağı, taşı.
Sessiz karanlığın içinde, karavanın üstüne vururken ayın şavkı;
İçeride kahve aroması ve nostaljik, Nihavent bir şarkı...
Her virajda kayıp gider anılar, kaybolur karanlığın içinde;
Zamanda yeni bir sayfa açılır; yalnızlığın gölgesinde.
Yeni rotamız artık dağlar, ormanlar, kumsallar...
Gittikçe uzayan; dağ, tepe, kum, çakıl, kıvrım kıvrım yollar.
İki yoldaş, bu belirsiz döngüde birer yolcuyuz kimsesiz;
Artık karavanımız sığınağımız, doğa meskenimiz.
Bazen ufkumuz kaybolur karanlıklar, sisler arasında;
Rüzgârlarla yarışır karavanın gölgesi yollarda.
Gittikçe büyür sessizlik; dağların, ormanların, koyların arasında.
Her taş fısıldar bize: “Yalnızlık dosttur aramızda.”
Ne garip bir paradoks; yalnızlıktan kaçıp yalnızlığa sığınmak!
İkiyüzlülüklerden kaçıp, Doğa Ana’nın kucağında teselli bulmak...
Patili dostum sus pus olmuş, ben suskun... Derin bir sessizlik.
Kocaman bir boşluk, dolmayan bir açlık içimizde; acıtıyor kimsesizlik.
Ne çare ki o boşluk hep bizimle geliyor,
Sonsuz yollara vursak da yanımızda yürüyor.
Sanki bu gidişimiz bir yere varmayacak hiç;
Ruhumuzun aynası bu ıssız, karanlık geçit.
Heyhat! Sarılıp yalnızlığa çekip gitsek de çare değil;
Bu yalnızlıktan kaçıp uzaklaşmak mümkün değil.
Nihayet anladım ki yalnızlık çevremizde değil, içimizde;
Ne kadar kaçsak da bizimle birlikte, peşimizde.
30.10.2025
10:00
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 16:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!