Yalnızlık
Yalnızlığın sesiyle uyanırsın, aydınlığında sabahın,
Çalan saat bile Yalnızlığın melodisiyle çalar...
Sadece Yalnızlık der içten bir “günaydın”,
Sadece o öper ilk defa dudaklarından....
Aynanın karşısında saçlarını tararken,
Yalnızca Yalnızlık seyreder seni arkandan....
Arabana bindiğinde Yalnızlık oturur sağ tarafına...
Etrafta gördüğün sevgilileri seninle beraber kıskanır,
Seninle beraber dinler radyodan âşk şarkılarını,
Seninle beraber seyreder telâşla koşuşan insanları...
Savrulur sağa sola, seninle beraber,
Senden önce iner arabadan açmak için kapını..
Girdiğinde odana bir bakarsın, çoktan kurulmuştur köşesine,
Senden önce başlamıştır mesâiye,
Senden önce kontrol etmiştir gelen tüm mektupları...
Aldığın simidin yarısını paylaşırsın onunla kahvaltı niyetine;
İlk fincan çayı sen ona ikram edersin,
O da karıştırır çayını senin yerine....
İlk kâhveyi de onunla beraber içersin,
Onunla beraber keyfini alırsın her yudumun,
Çevirirsiniz fincanları karşılıklı, bakarsınız birbirinizin falına...
Akşama dek sürecek bir muhâbbet başlar ki, sorma aranızda,
Karşılıklı gülüşürsünüz, ağlaşırsınız, dertleşirsiniz,
En mâhrem hatıralarınızı açarsınız birbirinize...
Her çalan telefonda senden önce o irkilir,
Her gelen misafirde perdenin arkasına gizlenir...
Dinler oradan yalancı, riyâkar, sahte sözleri,
Sabırla, saatlerce bekler hiç çıkarmadan sesini.
Misafir atarken son adımlarını odadan dışarı,
Alır vakit kaybetmeden Yalnızlık, bıraktığı yerini....
Akşam olup mesâi bitince, sen yorgunluktan bitmiş:
Hiç yorulmayan Yalnızlık girer kollarına,
Alır götürür seni evine, açar önceden kapıyı....
Mutfağa beraber girersiniz, en sevdiği yemekleri pişirtir sana,
Karşılıklı oturursunuz sofraya, aynı kaptan içersiniz çorbanızı,
Çalar teypte sadece Yalnızlık şarkıları,
Yemekten sonra sen tabakları toplar, o kırıntıları,
Yine tek “eline sağlık” ondan gelir...
Şehrin ışıkları sönüp, tüllenen geceler bastırdığında,
Senden önce ilk o girer ısıtmak için yatağına...
Onunla beraber koyarsın başını aynı yastığa,
Yalnızlık sana sarılır, sen ona:
Göz yaşlarını siler senin yerine, senin yerine ağlar,
Yine Yalnızlık okşar Yalnızlık kokan saçlarını..
Yumarken gözlerini uykunun ağırlığıyla,
Son gördüğün tek şey Yalnızlığın silûeti...
Sabaha kadar çeker Yalnızlık senin yalnızlığını,
Örter üstünü, ısıtır üşümüş ayaklarını...
Sabırsızlıkla bekler seni uyandırmak için sabahı...
Ertesi sabah çalan saat bile Yalnızlığın melodisini çalar,
Uyandığında, sadece Yalnızlık öper dudaklarını...
Kayıt Tarihi : 18.3.2003 14:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!