Sen karanlığın dip köşelerinde büyüttün sözünü;
duyulmadığı için değil,
duymazdan gelenler çok olduğu için
kendi gölgende harladın ateşini.
Zamanla anladın:
Bu coğrafyada insan,
kendi yarasını kendi sarar,
kendi yasını kendi tutar,
adaletini kendi elleriyle
tarihin küflü duvarlarına tırnaklarıyla kazıyarak yazar.
Sen de öyle yaptın.
Kimse bilmedi;
kaç meydanda kalabalıklar dağılırken
yalnızlık yükünün
omzuna çöktüğünü;
karanlıklarda
titreyen cesaretini
dişini sıkarak diri tuttuğunu.
Sustular…
Korkudan sustular,
alışmaktan sustular,
yüzleşmekten kaçtıkları için sustular.
O suskunluk,
karanlığın en büyük ortağı oldu.
Yine de sen,
her darbede bilenip
her yalnız bırakıldığında
biraz daha güçlenen o sesinle
haklılığı onların bakışında değil,
kendi yürüyüşünün doğruluğunda buldun.
Şimdi artık biliyorsun:
Bu topraklarda kavgayı büyüten
hiçbir zaman kalabalıklar olmadı;
bir avuç direnç,
bir avuç umut,
bir avuç inat oldu hep.
Ve sen, yalnız bırakılmışların
en güçlü nefesisin artık.
Yürüyorsun.
Çünkü bu yol
kalabalıkların değil,
ısrarla atılan adımların yoludur.
Ve yol,
sen yürüdükçe aydınlanacak.
Kayıt Tarihi : 8.12.2025 16:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!