Yalçın Ergir Şiirleri - Şair Yalçın Ergir

Yalçın Ergir

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Her sabah Saatli Maarif Takvimi’nin
En üstteki yaprağını koparmak yerine
Her sabah Saatli Maarif Takvimi’nin
En üstüne yeni bir yaprak eklemek...

Bütün duvarların dolsun

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan.
Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir
Büyük nehri ararken üzerinden atladığın,
Arkana dönüp de bakmadığın.

Küçük mutluluklar;

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Dedikoducudurlar
Sizin haberiniz yokken
Sizin ağzınızdan yalan konuşurlar
İnandırırlar da
Tesadüfen tanırsınız
Dibinizdeki 'Cenaze İnsan'ı

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Tamam;
ben de çilek tarlalarına geliyorum.

Orada hiçbir şeyin gerçek olmadığını biliyorum.

Burada gözlerimi kapatarak, gördüklerimi yanlış algılayarak,

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Ne anlatır; neler anlatır,10 mart 1947 de, Konya'da
okul bahçesinde çekilmiş siyah beyaz bir resim?

Gencecik bir öğretmen;
elleri belinde, omuzlarında Cumhuriyet;
kanat açmış beyaz yakaların bedenlerini eğitmekte

Devamını Oku
Yalçın Ergir

bir gün bile görmeden yapamayacağın sevdiklerini;
bir ömür boyu görmesen de olması mıdır;
büyümek?

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Biliyorum kapıdasın, uzun yoldan geldin;
biraz yorgun, biraz aç,
kapıyı çalmak üzeresin.

En son geçen yüzyıl, bir Eylül sabahı görmüştüm seni; çok özlemişim, nerelerdeydin?

Devamını Oku
Yalçın Ergir

çakıp kibritlerini
yaksalar da çıramızı

dökseler de tepemize
asit yağmurlarını

Devamını Oku
Yalçın Ergir

Artık Kolej’den mezundum.

Okul kapısında makasla saçımı kesecek kimse de kalmamıştı. Saçlarımı omuzuma değil; belime kadar uzatabilirdim. Zaten duvarımdaki posterlerin içine atlamamak için kendimi zor tutuyordum.

Hacettepe Üniversitesi yıllarım başladı. Artık odanın, adanın dışındaydım. Yaşıtlarım sanki koca adamlardı. Çoğu dar gelirli ailelerin, binbir güçlükle Türkiye’nin dört bir şehrinden, kasabasından, köyünden oralara gelebilmiş çocuklarıydı. Çıkartılmış bir kavganın çekiçleri; çivileriydiler.

Devamını Oku