Güzellerin şâhından bir demet gül buyur.
Meknun olan bir güzelden, mecruh olan ruhumda; bir beyaz gül bitir.
Ey bin bir sırla bu kalbe sedef nakşeden nakkaş.
Ey soluğu nefessiz yakan, hayal güzellemesi.
Ey gözlerinden kelamıma damlayan sedef melikesi.
Noksanlarımla peyda olan; sen ve senden ötesi.
Zamanlarca okuyorum, nedeni ve nasılı
Kavramlar varmış, denetim ekibi herhalde asılı
Mesela Aşk; bahşedilme sebebi dahi muamma
Hükmü verilse, aklın aldığı her lisan duvarda
Kopartmayın beni kalabalıklar.
Korkuttu beni sırrıma âlim korkuluklar.
Bulunmadı son bir daha; bir adet zulüm kavramı tenhada.
Bezelenmiş olanı zaid eylerim, ben yine bir daha bir daha.
Sen gittin, ben şöylece
kalmışım
Şecaat mi ? bildim der, fikre bulanır
Feraset mi ? bilmediğini bilip, dilde dolanır
Cihat mı ? yat aşağı, kes sesini!
Varlığıma verilen isimin, anlam ehli değilim
O beklentideki kelamın bana muhattap olduğu vakitte
Şükrün secdesinin ânı o an elbette
Her hamlende ruhumun bir mahzenininin
fatihiyim.
Tanır beni, kime has olduğunu bilen tabi
gariplikler.
Tanır beni, mısra mısra alevlenen bu dirençli
dikişler.
Kalktım bak, duruyorum önünde
Fikrim, tavrım ve dâvam var.
Fikrim var ey,
İlâhi kelam çığlıkçı halkasında
Rûhumun ritmini ıskalayan, estetikten bi haber neşterdir ey.
Anlayamaz bazılarını ricayı rica edenler.
Yargılamam, suçlamam ve zâhir enginliğe üç adım uzaktan müdahalesiz tebessümle.
Selamlar size ey derinliğine hakikatle ulaşamadıklarım.
Farklılık arayışını kariyer belirleyen;
Tatmadığının tutkusu o zalim bireyler.
Çağın gururunu meydan edinen;
Şu efsunlu dergâhta, kibr-u cehlime yenildim
Şu hengame-i cihanda, bir hakka baş eğdim
Ben dedim yanmadım ben
Biz deyince kanmadım ben
Rûy-i zemin lamekân
Heybemde, huzuruma takdim edilen ruhsuz bir politika
Hudutlarımda, diplomalı sarıklıların yersiz manifestoları ve kendileri
Slogan peşinde koşmaktan, alıntı boğukluğunda hakikatler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!