Bzim de var elbet bir şeyler söyleyecek,paylaşacak bir fikrimiz; hiç kimsenin sıradan olamayacağını bilenlere karşı.
Lisesinden sonra üniversiteye başladım.Okumak bir tutku benimçin.Sınavlar sırasında bile tarih,felsefe kitaplarını; hikaye ve romanları okumak gibi.
Hayıflandığım noktalardan biri gençlerimizi tüm çabalara rağmen 'kitap' okumaya alıştıramadığımızdır..'Gençlerimiz hep olumsuz yönde değişiyorlar.Eskiler kütüphaneler dolusu çok değerli kitaplar yazmışlar.İnsan okumalı ki üretmeli.insan yazdıklarını dünya görüşü ve yaşantısına göre şekillendirir.Okuyan insanın tavır davranışı,yürüyüşü dahi başka olur..Her zaman kütüphaneler dolusu klasik kitapları yazan yazarların kocaman bir deha olduklarını düşünürüm.Yazan insan erişilmezdir.İnsan yaşadıklarından, kendi hayatından başkasını yazamaz bence.Yazdıklarımız tamamen hayal ürünü oldu mu inandırıcı olamayız,hayal dünyasında yaşamış oluruz.İnsan eserlerinde kendisini ele verir.Bence bir Yaşar Kemal, bir Peyami Safa, Reşat Nuri Mustafa Necati Sepetçioğlu bir klasiktir.Peyami Safa'nın kendini yetiştirerek sayılamayacak kadar eser bırakması,bazılarını da takma isimle yazması lise yıllarımda beni ona hayran bırakmıştı.Cengiz Aytmatov zaten klasik biri.
Zevkler konusunda mükemmeliyetçiyimdir. Şairlerden Necip Fazıl,Yahya Kemal,Nazım Hikmet,Ahmet Haşim,Faruk Nafiz,Mehmet Emin Yurdakul,Arif Nihat Asya gibi bir çok şairi fırsat buldukça okurum.Rus,Fransız yazarlar ve Anadolu'yu konu alan eserler türü ne olursa olsun ilgimi çeker.Millet olarak kitaba yeterli değeri vermiyoruz.Hiç ummadığımız devletler-milletler bizden çok kitap okuyor.Azerbaycan'da bizden çok kitap basılıp-okunuoyr,araştırmalar bunu gösteriyor.İnsanın okuduğundan çok neyi okuduğu ve bununla yaşantı kazanıp,kendini değiştirmesi de önemlidir.Boşuna mı demiş Yunus:'İlim ilim bilmektir,
ilim kendini bilmektir,
sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır.'
İnsanlarımızda eğitim olumlu yönde davranış kazanmaya sebep olmalı,hep eğitilememeden şikayetçi olmaz mıyız? Suç oranları da azalır tabii okumuş toplumlar arasında:'Bir kütüpane bin hapisane kapatır'diye bir sözümüz var bizim..Yarınların bizi suçlamasını istemiyorsak okuyan bir toplum oluşturmalıyız.Bunun için kendimiz örnek bireyler olmalıyız.Ayaküstü gezdiğim yerlerde kitap açıp,ordan bölümler okumak hoşuma gidiyor.Batılılar her zaman,her yerde kitaplarını açar-okurlar.Biz onların o çalışkan yönlerini örnek almalıyız.Çok okuyan mı çok gezen mi tartışması,yersiz bir tartışma.Her şeyden önce kişi, zamanın ve insanın kıymetini bilmeli.
Eserleri
e kitap
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!