Bu sonuncu valizdi.toplamıştı herşeyini,bütün eşyalarını,duvara sinen yanlızlığını bile.............ne kadar çabuk geçmişti zaman.yine gelmişti o an! ! içinden bu son olur inşaallah dedi.soğumuş çayını yudumlarken düşünmeye başladı..............bebekleri büyüten,evlendiren,anne eden,vefasız dostlarla tanıştıran isimleri bile unutturan zamanı düşündü.ve sonra sahip olamadan yitirdiklerini.........gözleri takıldı bir noktaya,çekmek istemedi bakışlarını.donuklaştı.çevirseydi kafasını bu aleme ne vardı ki sankigönlünü özge yerlere koymuşlardan başka.... ağlamak istedi gözyaşları aktı içine kimseler duymadı.yaradanından başka.titreyen elleri habercisiydi çaresizliğinin,incinen günlerinin yarasını duydu.adı gibi biliyordu bu izleri hayatı boyunca taşıyacaktı.
Yalan dünyanın biçareliğinden aldı kendini.bıraktı yüreğini asıl dergaha,yöneldi sevgilisine düşüncelerini bir bir çekti ruhunu kenara bırakmışlardan........
İşte sevgiliye giden o yerde gül tarlasın da en son o nur perdesinin kalktığı yerde merhamet ve cennet kucağında koydu alnını secdeye............acizlikten titreyerek
Ben geldim rabbim affet.... dedi
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




İHVANİ PAYLAŞIM PLATFORMU-gurubuna davetlisiniz
BİLGİ PAYLAŞIM
SAYGI PAYLAŞIM
SEVGİ PAYLAŞIM
EN İYİ PAYLAŞIM
İHVANİ PAYLAŞIM PLATFORMU –davetlisiniz
DEĞERLİ KARDŞİM SEVİYELİ VE KARDEŞÇE BİR PAYLAŞIM ATMOSFERİNDE SİZLERİDE ARAMIZDA GÖRMEKTEN MUTLU OLURUZ
ihvani-paylasim-platformu
http://gruplar.Antoloji.Com/ihvani-paylasim-platformu yazarak bu gruba daha hızlı ulaşabilirsiniz
DAVETLİM SİNİZ ONUR DUYARIM
yenge güzel olmuş yaw sende bu yetenek var galiba
cok güzel,eninde sonunda ben geldim diye bilmek yaradana güzel..........paylaştığın için teşekkürler
İnsanın inancının olması kadar güzel bir şey yok....bu inanç ve iman değ-il mi en zor anlarımızda imdadımıza yetişen....
tebrikler.
Bu yaziniz bana Shekspirin *YALNIZIM, BEDBAHTIM, TESELLISIZIM* kelimelerini hatirlatti.
Ezabkesh konstitusiyaniza heyretlenmemek mumkun deyil. Ichindeki tazri guzel tasvirini veren ellere saglik.
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta