Gecenin en siyah yerinde, bir kibrit çaktım anılara,
Sustu martılar, çekildi dalga, küstü kıyılara...
Bir hüzün ki; ne faili belli, ne de adresi var,
Sırtımda bin yıllık yük, cebimde kırık aynalar.
Sen, denizin kalbinde parlayan o hırçın ışık,
Ben, karanlık dehlizlerde kafası darmakarışık.
Üstümüze çöktü yine o ağır, o kurşuni sessizlik,
Yaşamak dediğin ne ki? Bir avuç gölge, bir parça sensizlik.
Vur kadehi ey yar! Şehrin ışıkları sönsün varsın,
Sen benim içimde dinmeyen, o eski sızısın.
Yakamoz düşmüş sulara, gümüşten bir hançer gibi,
Kesiyor nefesimi bu sevda, dipsiz bir kuyu gibi.
Kimi sevsek sürgün yedik, kimi öpsek veda,
Bir ömür harcadık bu uğurda, bir kuru feryada.
Şimdi git de, arkanda bırakma bu yangını,
Ben zaten alışığım taşımaya, bu sevdanın utancını.
Duvarda asılı kalmış bir sazın teli kopmuş gibi,
Bir devrimden arta kalan, mahzun bir yetim gibi...
Hangi limana sığınsak, fırtına peşimizde,
Bir yanımız gül bahçesi, bir yanımız uçurum dillerimizde.
Şimdi hangi gemi götürür bu bahtsız yükü bilmem,
Ben bu kavgada yenilsem de, diz çöküp de eğilmem!
Yakamoz sönse ne çıkar, kalbimde ateş yanar,
Veysel yürekliler ölür ama, bu destan sonsuza kadar yaşar.
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 12:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!