15.08.1986 tarihinde Kocaeli, Karamürsel’de doğmuştur. İlköğrenimini, Amiral Karamürsel İlköğretim Okulu ile Karamürsel Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Tarih bölümünden mezun olmuş, Yüksek Lisansını, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalında, “20. Yüzyılın ilk Çeyreğinde İstanbul’da Aydınlatma Aracı Olarak Elektrik” adlı teziyle tamamlamıştır. Halen Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünde “İşgal Yıllarında Kültürel Talan: Eski Eser Kaçakçılığı 1918-1922” adlı teziyle, doktora çalışmalarına devam etmektedir.
Lise yıllarından başlayarak çeşitli gazete ve dergilerde çalışmış, kültür ve sanata dair televizyon programları hazırlamış ve sunmuştur. 2014-2015 yıllarında, aylık yayımlanan TÜBİTAK Bülten’in, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmıştır. Halen (82. sayıdan başlayarak) Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi, Yazı İşleri Müdürü’dür.
2007-2009 yılları arasında Başkent TV’de, yaklaşık 90 bölüm, “Kitap Vadisi” adlı programı hazırlayıp sunmuştur. 2010 ve 2011 yıllarında, Ülke TV’de, “Ülke’de İftar” programını sunmuştur. 2013 yılında TRT Türk için “Seyyahların Gözüyle İstanbul” adlı 13 bölümlük bir program hazırlayıp sunmuştur. Atatürk Kültür Merkezi adına “Türk Kültüründe Güreş” adlı 13 bölümlük bir program hazırlamış, program TRT Avaz kanalında yayınlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle, “Tünel”, “Hıdırellez Pilavı” ve “Ezandan Salaya- Türk Musikisi-” adlı belgeselleri hazırlamıştır.
Eskilerin Masalları, Kayıt Yayınları (Deneme), İncilerin Yıldızı, Profil Yayınları (Roman) adlı kitapları yayımlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanan Pehlivan adlı kitabın, “Er Meydanı” ve “Efsane Pehlivanlar” bölümlerini kaleme almıştır.
Türkiye Yazarlar Birliği üyesi ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü Kongre Üyesi olan Coşkun, Bosna Dayanışma Grubu Genel Sekreterliği ve Mazlum-Der Genel Sekreter Yardımcılığı da yapmıştır.
2009- 2014 yıllarında Ankara Keçiören Belediyesi Basın Danışmanı, 2014-2015 yıllarında TÜBİTAK Kurumsal İletişim Müdürü, 2015- 2016 yıllarında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bakan Danışmanı, 2016-2017 yıllarında Millî Savunma Bakanlığı, Bakan Danışmanı, 2017-2018 yıllarında Başbakan Yardımcılığı, Bakan Danışmanı olarak görev yapmıştır. 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış, 2020 yılından beri de Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaktadır.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!