Sana,
Simsiyah defterimdeki,
‘’Oku’’ kelimesini hediye getirdim.
Güneş kızıllığını,
En berrak damlama emanet etti.
Ve gece,
Çekme perdeyi,
Bugün de böyle doğsun güneş.
Havalansın yangınlarım,
Aç göz kapaklarını.
Ellerimi yüzünde gezdirdiğimden beri ürkmüyor kışlarım.
İç çekerek yürürken hatıralarım,
Rastgele nefes aldığım bir günün penceresinde,
Beni bana götürecek aynalar buldum.
Her şeyin etrafında dönerken hiçlik,
Yanaklarımdaki iki kuş,
“Kendi kötülüğümü benden çok istemeyenlerin yuvasına kondu.’’
İşaretler,
Küflü bavulunun kokusunu getiren,
Kuş yuvasını temizlemekle meşgulüm.
Göç yollarından en yorgun gelen kanada masum duygularımı uzatıyorum.
Önce okşuyor pürüzlerimi,
Sonra ölçmek istercesine,
Yaradılışımın tüm günahlarını doğrultuyor annesine.
Ey kalbimi aşkla kurulayan yağmur!
Gökkuşağımın buharlanışından ne anlıyorsun?
Senin bilmediğin ruhumun ortasında küfe dönmüş rüya.
Beni ayaklarımdan saçlarımın romatizmasına ilmek ilmek işleyen dünya.
Sana duyuruyorum.
Nasılsa her gün fazlalıktır ayrılığa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!