Teninin kokusundan alıyorum esmerliğini
Güneş vururken saçlarına
Savuracaksın odanın dört tarafına
Düşünüyorum,
Düşündüğüm beyaz kokulu bir düş müydü? Senin kirlettiğin
Adını yazdığın bulutçuklara
Füsun hanım,
Bu günlerde adını ağaca yazdım
Siyah demirliklerin arkasında
Hem de sigarayı bırakmadan önce,
Yanıp sönerken yazdım
Yayladayken bazı günler,
Füsun hanım,
Bir yankının şiddetiyle içime devrilen bir gün vardı
Yeşeren yıkılır , yıkılan yeşerirdi
Öyle kapanıp açılırdı ki perdeler
O ince yaşam çizgisi
Dokunur dokunur keserdi soluğumu
Füsun hanım,
Tohumunda küllenen gülleri yüzüme sürdüm
Arzuyla keder beklediğini gördüm
Ne ağlardım, ne güldüm
Hem görürdün, hem kördün
İlhamım, keşfim
Doludizgin bütünlüğüm
Hareketim, dişil çekimim
Dünyayı taramak, incelemek
Saçlarını tarar gibi
Engel mi ?
Benim hayal dünyam seni tasarlayacak kadar güzel
Yazdıklarımı düşünmeden silecek kadar kafam design
Diken biçen
Akıtacak kadar da bilinçliyim
Akıtacak kadar da şuursuz
Bir vadide ayaklarım yere basıyor
Nefes alış verişim kontrolümde fakat
İçimde huzursuz bir alışkanlık
Elimde ciğer karartan cigaram
Etraf tenha, benim içim huzursuz bir alışkanlık
Uçuyor göğsümde naldan nala
Dışımda suskun
Gel otur göğsüme
Bekleyenlerin sussun
Tahtında soluklan, yorgunsun
Gözlerimde kamaşır
Yaşıyorum seni,
Zehir zemberek acı dolu bir çiçekse
Etrafımda kumlu fırtınalar
Yaşıyorum seni,
Kara saydam gözlerle izliyorum seni
Geliyor gidiyorum
Yazamıyorsam eğer kuşların dallarıyla
Ellerim tutmuyorsa ikide bir
Raydan çıkıp düşe kalka
Vücudum termometreleri zorladıysa;
Karaşınım,
Gözlerin bir dağ tepesinden kaybolup kaybolup döner bana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!