Füsun hanım,
Tohumunda küllenen gülleri yüzüme sürdüm
Arzuyla keder beklediğini gördüm
Ne ağlardım, ne güldüm
Hem görürdün, hem kördün
İlhamım, keşfim
Doludizgin bütünlüğüm
Hareketim, dişil çekimim
Dünyayı taramak, incelemek
Saçlarını tarar gibi
Bir vadide ayaklarım yere basıyor
Nefes alış verişim kontrolümde fakat
İçimde huzursuz bir alışkanlık
Elimde ciğer karartan cigaram
Etraf tenha, benim içim huzursuz bir alışkanlık
Uçuyor göğsümde naldan nala
Dışımda suskun
Gel otur göğsüme
Bekleyenlerin sussun
Tahtında soluklan, yorgunsun
Gözlerimde kamaşır
Günün gri zamanlarında
Yetişkin bir ağaç kadar
Olgun ve aylak
Sözlerinle sivrilmiş
Yaprakları dökülmüş
Kasım gibiyim
Uyumam lazım
Kuru ekmeğe razı olmaktan,
Doyumdan, sevdadan
Ellerimi okşayacak
-Saadete hasretlikten-
Güldüğüm bir saat için
İçinden ışır hem sızan
Şuan sezgiyle doğrudan
Kırmızı karanfil olguda
Bir filiz karanfil doğrudan
Duvara yaslı başım
İçine düştüğüm korlardan da rahatsızım
Ben,
Rahatı kaçan ağaç
Rahatsızım
Ne dersin bana
İşte bir kaç kurşun sesi
Onlar benimle çoğu zaman konuşur
Sakin rakıya başladım
Bir kuytuda sana dalıp,
Bir kuytuda senden kurtuluyorum
Günaydınım,
İki uyku arası bilincim
Sesim, rengim
Kıyımsızım kılı kıpırdamadan
Dönmeyen devranım
Müjdem, kabusum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!