Ne olur gürleyip sonra da durma,
Sanki bulunmaz hint kumaşı gibi.
Güneşle dans edip ayı kandırma,
Müzmin bakirenin oynaşı gibi.
Kurak toprağa düş, kurutup yakma,
Taze yaprağa düş tozlu bırakma.
Gamlı şakağa düş içime akma,
Kiprikten dökülen gözyaşı gibi.
Şemsiyeye düş damla sekmesin,
Bir göğün kahrını bir yüz çekmesin,
Sicim gibi dökül, hane çökmesin,
Delme çatıları göktaşı gibi.
Dilaver toprağım gömük kokutma,
Kökümü yaprağa hasret bakıtma,
Yağmur duasını tersten okutma,
Zıt zıt kutupların dalaşı gibi.
07.08.2000
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Ne güzel yazmisiniz Bana Antalyanin o sicim gibi yagan yagmuru hatirlati.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta