(Harun Dilli Şaire)
Ateş baş baş düşüyor hurafe şehrine
Kül kül yaslanıyor fanusa ruhun
Asma yapraklarında patlıyor üzüm fişekleri
Ard arda karalanan bir resimde
Altın tepsisine aşkı kusarken
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




seçilerek işlenmiş renkli bir nakış yumağı gibi şiir , demlenmiş bekletilmiş ve sunulmuş...
özgünlüğü ile başarılı bir çalışma .. tebrikledim kardeşim
Hz.Musa'nın kardeşi,Hz.Harun,iyi söz söylemesini bildiği kadar tatlı dilli de bir peygambermiş.
Şairimiz,bir başka şaire göndermede bulunuyor,'Harun Dilli Şair'diyerek,kendisini de Musa'ya benzeterek
şiir,.Musa'nın etrafında ve yaşamında dönermiş gibi görünse de ,bu iki dostun paylaştığı özel duyguları kapsıyor..'Habersiz şehrin asil figüranlarıyız'
Harun dilli şair,Med-med-med diyerek ayın çekim gücünü vurgularken,belki de,'gel' çağrısını yapmakta.
Sevgili Fatih de bu çekimgücünde beraberliği paylaşıyor.
'Her günün çekim gününde '
ben bunu kendime göre şöyle yorumladım:aya benzetilenin,her gün çekilen özlemi ve beklentisi...
şiir imgeler bütününde anlaşılması zor gibi görünse de kulağa hoş gelen bir akışı var.
Avucunda güneş takviminden bir gece
Denizin heyula fısıltıları
Melek arşivlerinden bir resmin
Nefesini kesiyor kan çıtırtıları
Kekik kokulu yağmurlar binmiş sırtına
Yetmişiki parça kaburgadan asasıyla
Yalın ayak bir ölü gibi örüyor yolları
Hz.Musa zamanında mısırlıların bulduğu ilk güneş takvimi vardı.ve kavminin korkularını yaşıyordu.
kızıldenizin önünde korkmuştu bir an.Şair de arkadaşını aynen böyle görüyor .kadınların ,verdiği sıkıntılar da cabası.
kekik kokulu yağmurlar gibi,ferahlık vereceğini düşündüğümüz duygular,kaburgadan yaratıldığı rivayet edilen kadınlarla geçinme konusunda ,çaresiz ve umarsız görünüyor.
ben bu şiiri kendime göre yorumlarken umarım,hataya düşmemişimdir.
sevgilerle Fatih,gerçekten güzel bir şiir.Üzerinde oldukça kafa yorduğumu itiraf etmeliyim.
Bedevi ürkekliğinde uzuyor tırnaklarım
Katilimi rüzgar vururken bahçende
Serçeler kanadını kırmış yaprakların
Bütün güvercinleri boğmuş bir yağmur
Şiir dilin çok güzel Fatih..Az yazıyorsun ama ..........
Tebriklerimle
Aziz
ne denirki (b)aşka... keşke
Şiir okurken okuyucunun aldığı tat aslında şairin şiirine kattığı duygudur.Bu duygu şiire değer katar,okuyucuda iz bırakır.bu şiirde bu hazzı aldığımı söyleyebilirim.saygı ve muhabetlerimle..
çok güzel bir şiir olmuş eline yüreğine sağlık kardeş tebrikler
Turhan Toy
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta