Bazılarımızın üzerinde vesvesenin çok etkisi olur üzerine düştükçe büyür ve bizi daha çok etkiler kendimize güvenimizi sarsar hatta itikatımızı bile bozabilir
Elbisemizin üzerine sıçrayan çamu misali ıslakken temizlemeye kalkarsak dahda çok yayılabilir ama kurumasını beklersek kendiliğinden dökülür kalan izinide az gayretle suyla temizleriz
Vesvesenin kalbimizde dolaşmasına şöyle bir benzetme yapabiliriz
Evimizin içinden geçen lağım borularına benzer o boruların kimi banyodan kimi mutfaktan hatta salonumuzdan her gün altından geçtiklerimizde vardır merdiven boşluğu gibi. O boruların içinden yıllarca nice pislikler akar geçer o pislikler borunun dışına sızmadıkça evin içinde yaşamamızı huzurumuzu nasıl etkilemiyorsa kalbimizden geçenleride dışarıya çıkarmadıkça ne kadar tehlikeli şeylerde olsa zamanla azalıp kaybolur eğer o borulardan pis sular sızıyorsa bizde işin ehli deyilsek tamir etmeye kalktığımızda arızayı dahada çok büyütüp bütün evi berbat edebiliriz (Gönül evimiz gibi)
Peygamber efendimiz s a v Müşkilatı diniyenizi ehli zikirden sual edin buyurmuş Alimlerin ittifakına göre ehli zikirden maksat Mürşidi kamil olan Allah dostları...işin ehli olanların tavsiyesi ve dualarıyla Allahın izni ile bu vesveselerden kurtuluruz onları himmeti bereketiyle eğer böyle diyebilirsek
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta