Ben bir köyün delisi olsam
Gün doğmadan çıksam sokaklara
Herkese her şeye gülüp geçsem
Herkes bana gülse
Ben kimseye karışmasam
Kimse bana karışmasa
umut türküleri söylerdik el ele
caddelerde sokaklarda gelin alaylarında
bir ahmak ıslatan yağmurunda söndü
yaktığımız sevda ateşleri
tertemiz hayallerimiz vardı
bir nehrin girdabına kapıldı
Bazen yok olmak gerek
Var olmanın arifesinde
Göğün, bir kadının doğum sancısı gibi
Tırnaklarını yeryüzüne geçirerek
Yağmak için çırpındığı bir gecede
Yok olmak yudum yudum yağmurlarla
Yolculuk vakti diyorlar ya
Vakitsiz olmalı yolculuklar
Öyle valiz falan da toplamamalı
Artık aynı elbiseleri giymemelisin
Aynı yemekler olmamalı sofranda
Selam verdiğin, selam aldığın insanlar değişmeli
Yetmişinde bir adam
Duraksadı bir oyuncakçı dükkânının önünde
Gözlerinde yalınayak bir çocukluk fotoğrafı
Kulaklarında beyaz bir sela sesi
Ne kulağına okunan ezanı hatırlıyor
Ne de gittiğinde okunacak selayı duyacak
Coğrafya’nın bu yerinde
Karanlık çöktüğünde
Değişmezsin
Akdeniz’in yakamozlarına
Saçaklardan sarkan buzların
Ay ışığındaki parıltısını
Ölümün terkisine binmiş gidiyor zaman
Zamanın terkisine binmiş geliyor ölüm
Eyerlenmiş tüm yaşamlar
Ne tarafa çekersen oraya dönüyor
Takılan gözlükler kör ediyor bir tarafa…
Ve işte yaklaşıyor sonbahar
Ağaçlar çıkarmaya başlıyor yeşil elbiselerini
Sokaklar sarıya hasret
Kucaklamaya hazırlanıyor sonbaharı
Denizler boşalıyor
Balıklar tezgahlara düşüyor
Ve kapıyı bir kez daha Eylül çaldı…
Okula başladığımız ilk gündür Eylül,
Sırtımıza okul çantasını ilk takışımız
Saate göre uyanmaya başladığımız aydır Eylül
Derken şehri ilk terk edişimizdir
Elimizde kayıt evrakları üniversiteye gidişimiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!