Vedat Hindioğlu Şiirleri - Şair Vedat Hi ...

Vedat Hindioğlu

gitseydin keşke
...gittin de
belki de hiç gelmemeliydin
bak ben nerdeyim şimdi
sen o kadar koştun da
söyle yetişebildin mi?

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

İşte yine doğuyor soluk bir sonbahar güneşi
Dışarıda yağmur ve sessizliğin sesi
Rüzgar uğuldayarak vururken etrafa
Gökyüzünde bir hüzün hiç gülmeyecek gibi

Soğuyor havalar günden güne

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

nasıl da beceriyorsun bunca zamandır
çatıp da kaşlarını heran karşımda,
ne yapsam bir tebessüm
bu kadar mı zor?
biliyorum ey hayat sen de canlısın
sıkıştım çatık kaşlarının arasına

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

ne bir kuş misali kanatlanıp gökyüzüne
ne bir sahipsiz masal perisi
yetişsen nefes nefese
uzansan ellerine
el olmuş o eller, hikeye gerisi
....

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

İstanbul'dan ayrılıyorum bir ekim akşamı
Sanki dönmeyecek gibi...meçhule gidiyorum
Ayaklarım boş bir beden taşıyor..yürüyorum
İçimden isyankar bir sesleniş,
Neden bu şehirden mahrum kalıyorum..?
Sokağı dönmeden dönüyorum ardıma

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

Yıllar sonra başkasına çarpar gibiyken kalbim
Nerden çıktı şimdi yalnızlığa bıraktığın sadakatim
Ve neden kime, boşa olduğunu bile bile
Ama yine de;
Aşk sadakatmış birkez daha anladım.
Çünkü yıllar yılı gönlüme özleminden başka duygu koymadım.

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

sen bir yaz yağmuruydun...
suya hasret gönlüme rahmet gibi değen..
ben öyle özlemişim ki seni
gitmesin,bitmesin diye herşeye boyun eğen

gittin..

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

Rüzgarında savrulup döküldü yapraklarım
Çıplak ağaçlar gibi kupkuru kaldım
Güz rüzgarı mısın bilmem, sen ilkbaharımda
Sarıları bırakıp yeşilimi aldın...

Hazanda yapraklar toprağa karışır

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

kaç damla düştü ki yüreğinden,
aşk ile aksın selin
seninle siyah düştü aşkın beyaz seline
sanma bitti şimdi akıyor derinlerden
senden önce nasılda çağlardı aşkı selin

Devamını Oku
Vedat Hindioğlu

Aşk..ne gizemli bir duygu öyle değil mi? Bir hayat, bir şekilde hayatınıza değiyor..bambaşka kılıyor hayatınızı.Ne çılgınlıklar yaptırıyor hayatını mantıksal gerçekler üzerine yaşayan ve asla taviz vermeyen insanlara bile...ta kii.. aşk denilen o dayanılmaz, karşı konulmaz rüzgarın esintisi değene kadar tenine.. ve imkansızlığınca şiddetli çarpıyor insanı öyle değil mi? Bu ne uzun ne bitmez bir sarhoşlık halidir. Ayılmak..? .. ayılmak, evlilik midir? Ayrılık mı? Yoksa ömür boyu kavuşamamak mı? Yoksa bir ömür kavuşamamak bir ömür ızdırap mıdır? Aşkın şiddetince...aşkın şiddeti var mıdır ki? yoksa bir 'aşk' ve onun dışındakiler mi vardır? Böyle esrarengiz böyle derin bir sevgi var mıdır...Bu sevgi aşka giden sevgi midir yoksa aşkla gelen sevgi mi... nerden ne şekilde gelirse gelsin bambaşkadır öyle değil mi? Bazen bir o kadar canımızı yaksa da birgün uzaklardan geriye baktığımızda yine de özlenmez mi?
Gönül işte, bambaşka sunuyor sevileni sevene...Nasıl oluyor da her nevi güzellik yalnız onda hayat buluyor..Aşk işte, bambaşka pencerelerden baktırıyor hayata... hislerin hayal dünyasında ufku açılıp derinliği artarken, nesnel yani somut gerçeklik boyutunda birçok his ve algı da o denli körleşiyor.. Çözümlemek o kadar zor ki bu gizemli duyguyu.. hatta imkansız.Doğrusu her yaşayan başka yaşıyor kendi penceresinden yaşayabildiğince..her sevenden daha çok sevebilen var mıdır sevdiğini! Ölçmek kolay mıdır? İspatı mümkün müdür ’ben daha çok seviyorumun’?
Elbet değildir..herkes kendi enginliğince, duygularının derinliğince sever sevgiliyi..ama mutlaka ki adı ’aşk’ olmalıdır adını özünden ruhundan almalıdır. öyle saçmasapan öyle anlamsız ilişkiler aşk diye yaşanıyor ki...yazık, yaralı bir ceylan gibi kan kaybediyor aşk...

Devamını Oku