Hani dikince gözlerini gözlerime
İçim eriyor, bilsen fırtınalar kopuyor
Garip tarifsiz şeylerle doluyorum
Vallahi çocuklar gibi şen oluyorum
Yani Sanki on beş yaşında toyum
Karanlıkta suçumuz
Güneşin eteklerini çekiştirmek
Varlığımız milyonlarca noktadan ibaret
Dokunsak bir kere
Yanardı tenimiz
Bin kere ölürdük bin kere
Saat sıfır sıfır; yarın yeni başladı
Deli bir ekmek kavgası hayatın sunumu
Mesleğim hamallık
Dünyayı taşıdım gün boyu
Bir bardak soğuk çay,kültablam izmarit dolu
Hayatı zehirlemişim
Ele ya ilkmiş bahar, ya son bahar
Yürek işçisiyiz, bize hep karlar yağar
Ne doğru ne yanlış, bakar da şaşar
Cahil akıl kader der suçu başından savar
Anladım yazgıymış ya ben hep bahtsızım
Pazardı…
Kararmış gökyüzü
Deli bir fırtına uğultusu
İti bağlasan durmaz
Ayazdı…
Nedir bu kendi ekseninde dönüp durmalar
Hele bir ara ver, dinlen be dünya
Ne bu telaş,nereye bu koşuşturmalar
Yoruldum hızından,kalmadı takat
Hele dur, bir nefes al be hayat…
Köylüydü..tarla takımı yoktu
Yetimdi..doğmadan babası ölmüştü..
Öksüzdü..
İki yaşında anasını gömdü
Orda burda büyüdü
Kimse nazlamadı onu
Çizgilerin ne ki;
krallıklar deviren
Cenkler çıkaran,yada bitiren
Bazen Leyla,bazen mecnun suretine bürünen
Ben Varlığını nefes aldığını hissettiren
Karlı dağlar vardı yürek suretinde
Ne yolu vardı yolunun
Ne izi emaresi saçlarının
Yalnız bir koku;
Derin ıslak bir koku…
Yine doldun içime,
Bir hüzün deryasında
Kulaçlar atmakta zavallı yürek.
Ne sen haklıydın ne ben kabahatli
Sorgulara tutuldu yine akıl…
Bugün İçim dışım hüzün…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!