İlk kez gidiyorum,
Ne bir veda, ne bir ses, ne seda...
Bir başka şehrin yollarına akıyorum.
Aklıma sen geliyorsun; hiç kapıyı çalmadan,
Gitmek nedir bilmiyorsun...
Giderken bir veda bile etmiyorsun.
Gecenin karanlığında yol alıyorum.
..
Son bakış...
Bir veda...
Kalamamanın çaresizliği,
'Daha bitmedi yapacaklarım''ın sessiz çığlığı.
Masmavi gökyüzüne,yemyeşil ağaçlara,çiçeklere,...
Son bir kez sevgilinin yüzüne.
..
Deniz mavisi gözleriyle öylece bana bakıyordu.Küçük bir odadaydık.Ocakta çay kaynıyordu.İki demli çay koydu,sonra bir sigara yaktı.Ben çayımdan bir yudum aldım.O sigarasından bir nefes çekti.Sanki beni çekiyor içine.Mavi gözleriyle öylece bana bakıyordu.Benim yüzümde pırıltılı bir gülücük vardı.Mavi siyah iki çift göz sanki dans ediyordu kücük odanın içinde.Ayak ucumda oturuyordu.İnce ökçeli pabuçumun içinde duran ayağımı aldı avuçlarına.Narin bir kelebekti ayağım avuçlarında.Koklarcasına öptü ayağımı.Tekrar bir sigara yaktı.Oda çaydanlıktan çıkan buhar ve sigara dumanı dolmuştu.İki mavi göz hala bana bakıyordu.Sanki kaybedecek ve bir daha göremiyecekti.Oturduğu yerden kalktı,sarıldı bana.Mavi gözlerini siyah saçlarıma gömdü.Zaman durmuyor,inadımıza geçip gidiyordu.Ayrılık telaşı sarıyardu gözleri. İki mavi göz sürekli bana bakıyordu telaşla.Bir veda değildi,bir ayrılık değildi neydi telaşlı gözlerdeki bakışlar.Çıktık küçük odadan ayrıldık sonra.Dışarda yağmur yağıyordu.Etrafımda koşuşan telaşlı insanlar.Yürüdüm yağmurun altında.Gözlerim ince ökçeli papuçlarıma takıldı.Yüzümde utangaç,çekingen bir gülümseme vardı.Neydi o mavi gözlerde yaşadığım? Sevgi değildi,aşk değildi neydi o zaman o yaşadığım? Yaşayıpta adını koyamadığım...
..
Dönmiyeceksin sanırın,
Hazan yaprakları gibi
Dökülüyor umutlarım.
Zamanıdır ayrılmanın
***
Veda etmeli bu aşka,
Ne verdi acıdan başka.
..
Kime sitem edeceksin ki..aldatıp giden sevgiliye mi,sırtından vuran dostuna mı, yoksa bunları yaşamaya esir eden kaderine mi? ? ..hayallerin mi tükendi,umutların gece karanlığında sabaha karşı sessiz sessiz veda mı etti? kime haykıracaksın çaresizliğini ha? ..bitkin mi düştün hayat mücadelesinde,yalnızmısın hayalini anlatırken yok mu bi dinleyenin? .hani bi içimi döksem rahatlarım dersin ya açma dudaklarını sakın duvardan başka birşey bulamazsın karşında..karanlıktan aydınlığa ulaşmak istersin demi? .uzatma boşuna elini ışığa boşa gider iyice dibe batarsın..ve son olarak soru sorup durma kendine hiçbirine cevap alamazsın..ha iki soruya cevap alırsın:adını ne koydunuz? ahmet,mehmet farketmez bi cevap verirler illa ama son soruya çoğu içten cevap veremezki,merhumu nasıl bilirsiniz? Ezbere klasik bi cevap gelir:iyi bilirdik! ! ah bide ben bilseydim iyi olduğumu..
..
Sevgilim yokluğuna alışamadım
Bu fani dünyayı hiç sevemedim
Acı kader ile ben barışamadım
Veda ettiğin gün koptu kıyamet
Kıyamet kıyamet koptu kıyamet
Şaşırmış kuluna nolur yardım et
..
Her ayrılık bir şiirdir peyami için. Ama her aşk şairliğe veda.
Peyami Beyoğlu
..
Zamanı olmayan yolculuktayım
Bekleme beni
Dönüş meçhul
Sen kal kendi diyarında
Bu son an
Bil ki bu bir veda sana
..
Sen gidersin kapanır gün
Kapılar kapanır birbiri ardınca
Gülüşler biter ömrümce
Bir veda bile kalmaz geride
Artık hiç bir şey aynı değildir.
Işık çekilir pencerelerden
Bir karanlık hücre gibi ömrümce
..
Yine akşam oldu, gün karanlığa yenik..
Bende duygularıma..
Dinlediğim melodinin ritminde görselliğinde kaybolmaktayım..
Canım acımıyor..
Sadece anımsıyorum seninde benimde haklı olduğumu..
Beklentilerimiz, birbirimize olan güven eksik olunca olmuyor be MARTIM..Helede geçmişte bıraktı isen bir kaç yalan..
İşte o bir kaç yalan büyüyüp, büyüyüp dağ oluyor..
..
bir hayvan tanıdım
sevdiği herkese veda etmişti
kelimeler denizinden o sadece bir damlayı
o sadece “el-veda”yı seçmişti
bir insan tanıdım
nefret ettiği herkese hoşça kal, demişti
anadan doğma şanslıdır birileri
..
Aşka veda ettim kendimi ihbar ettim
Tutsak yalnızlıklar alın beni içinize
Aşka veda ettim kendimi yardan ettim
Tutun aşka susamış kalpler yoksa kayboluyorum
Yinede durmaz yüreğim durmaz bedenimde aşk diye bile bile
..
Bu gece gurur gecesi.
Unutulmaz her saniyesi.
Bir başarının hikayesi.
Kızımız okul birincisi.
Bu okul veda gecesi.
Bitmez içimizin neşesi.
..
Turuncu bir sonbahardı yaprakların yerde uçuşarak dans ettiği.Ağaçlar kılıçlarını çekmiş var gücüyle rüzgarlarla çarpışıyordu ve tam bu fırtınanın ortasından çıkıp sen geliyordun.Bir elinle rüzgarın çekiştirip almak istediği şalını tutarken diğeriyle ''ben burdayım,geldim'' der gibi işaret yapıyordun.Haindi rüzgar seni beklerken; yüzümdeki kanları belli bölgelere toplamıştı ama hissedememiştim bunu içimdeki yangından.Çünkü sen geliyordun içimdeki yangını başlatıp giden ve söndürmek için geri dönen sen...Yüreğinin hep gizli kalan kısmındaki o tatlı duyguyla şalını boynuma dolamıştın bir anne şefkatiyle.Turuncu bir sonbahardı yaprakların yerde uçuşarak dans ettiği turuncu bir sonbahar akşamıydı.Dalgalar büyük bir hırsla döverken sahilleri bu akşam bizim son akşamımızdı.Gidiyordun hem de beni bana emanet ederek,yine aynı yerde aynı saatte akrebin yelkovanı kovalamaktan yorulup durduğu yerde buluşacaktık oysa o gün biz kelimesinin dudaklara veda ettiği son günümüzdü.Ve o günden sonra ağaçlar hep yapraklarını döküyor savaşmadan,rüzgar alabildiğine hırçın eserken o turuncu sonbahar bana inat terk etmiyor bu kenti ve eğer ki bir gün gelirsen beni unuttuğun yere git,bıraktığın o şalı altında oturduğumuz çınar ağacının dallarına bağladım.Çünkü o çınar senden daha fazla rüzgara karşı koyarak unuttuğun sevdamızın bekçiliğini yapıp izlerini taşıyordu gövdesinde...
..
Ölüm bir anda çalar kapıyı, tık...tık..
Acıya, tatlıya, ekşiye veda zamanıdır artık
..
Sandığın mutluluk bu alemde olmayan bir silsiledir kadın
Gözlerin veda ettiğinde anlayacaksın ki geçmiş olur zaman
..
Bu kaçıncı kopuştur, yağmur yağmura veda
Fırsat mı kollar bulut, nöbette mi pusuda
Söylenesi sözcükler, erirken tuzlu suda
Nefesimiz yetse de, bulutları dağıtsak...
Bu kaçıncı kopuştur, ıstırapla kol kola
Bıçak mı düştü bugün, aramızdaki yola
..
Git git veda bile etmeden git
Ne olur git git git
Bakma ardına ne olur git
Dayanamıyorum sana ihanetine
Git git veda bile etmeden git
Ne olur git git git
Katlanamıyorum seni görmeye
..
Bilirim her vedâ bir başlangıçtır aslında
Bu kez ciddi bir vedâ olacaktır bilirim
Unuttum her şeyi bir şey kalmadı aklımda
Bu son mısralarla benzim solacak bilirim
Bilirim her vedâ bir başlangıçtır aslında
Nefesler duracak, vâdem dolacak bilirim
..
Bir meleğin ayağı takılıp şehre düşer gökyüzünden; düşerken bulutlara tutunma çabası ve boncuk boncuk terleyişi...Aşk kokusu yayılır o terleyişte,buram buram kokusu girer penceremden içeri ve uyanmışlığım.İlk defa duyduğum o kokunun peşinden gidişim,yaklaştıkça ciğerlerimde bir bayram havası,bir solumuşluk.Sabah olmadan bulmam gerekir o kokunun sahibini.Sağıma soluma dikkatlice bakarım ve karanlıkta yankılanan ayak seslerim karışır bir kuşun kanat sesine.Bir kuş neden kanatlanır gecenin karanlığında,neden kanat çırpar yalnızlığa? Anlarım ki o kanat sesinin geldiği yerden yayılır bu koku ve hızlanır adımlarım o tarafa.Düşerken kanatlarının altına sıkışan rüzgar ben yaklaştıkça arttırır şiddetini,uçmaya başlar gördüğüm herşey.Önce bir ağaç veda eder toprağa,peşine bir evin çatısı,baktı ki korkmuyorum en son başıma savurduğu o taş parçası,hatırlamam sonrasını.Gözümlerimi açışımla başımda biriken kalabalığın ortasından gülümser mavi gökyüzü.Bir anda sıçrar dikilirim ayağa,sendelediğimi görünce kalabalıktan biri elini uzatır dolar belime,'Dur! yavaş kalk,başını çarpmışsın' der.Parmaklarım uzanıp yoklar alnımın kenarını,elimde bir kan lekesi.O meleğin kendisini görmeyeyim diye savurduğu taştan kalan tek ispattır bu.Anlatırım kimseler inanmaz.O melek tekrar gökyüzüne çıkabilmek için kanat çırpar ve buram buram kokusu girer penceremden bazı geceler,bense inatla arar dururum.Bir kuş kanat çırpar kalkar dalından yalnızlığa,anlarım ki sürekli yer değiştirip durmakta ve sabah olmadan bulmam gerekir onu.Oysa o koku penceremden her içeri girdiğinde kalkıp peşine giderim,her gittiğimde sabah olur ve ellerimde kan lekesi...
..



