Sen veda kokan şehirleri bilmezsin!
Bütün caddelerinde dolaşır karanlığın ayak sesleri.
Hani bir nefesin vardır duyamayacağın kadar soluk,
Hiç olmadığın kadar ıssız,bir o kadar ürkek,
Yalpalayarak yürüyen bir sarhoş kadar zavallı!
Sen veda kokan şehirlerde yaşamadın hiç!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Harika
Sen veda kokan şehirleri bilmezsin!
Bütün caddelerinde dolaşır karanlığın ayak sesleri.
Hani bir nefesin vardır duyamayacağın kadar soluk,
Hiç olmadığın kadar ıssız,bir o kadar ürkek,
Yalpalayarak yürüyen bir sarhoş kadar zavallı!
Sen veda kokan şehirlerde yaşamadın hiç!
İstasyonların dili tutuktur,
Hiç şaşmayan o bilindik saatleri duruk.
İskeleler bin yıllık uykudan çağırır seni.
Ben iskeleleri tercih ederim daha çok,
Hani rüzgarı da vardır,dolanır beline,
Dalgalar denize küs patlar saçlarında.
Ziyadesiyle mavidir hani,özgürlüktür,
Biraz daha aşktır.
Ruhunu bıraktığın yerden getirirler bana,
Kalbim kalbine ayna tutar,
Apansız,mesafeler anlamını yitirir.
Seni anlatır rüyalar bütün çıplaklığıyla zamana;
Benden saklandığını sanırsın,
Yanıbaşındayımdır oysa duygularına tanık!
Sahi,sen,kokusunu bilir misin sensizliğin?
Yosun,tuz ve mavi,ve manolyalar...
Acının rengi ne renk?
Ya zehirin tadı?
Belki biraz arsenik...
Ben bir sandala bıraktım ellerimi nicedir,
Geceler seni biliyor,turuncuya boyanmış sabahlar.
Alacakaranlığa kürek çekiyorum,istiridyeler takılıyor haşarı bakışlarına,
Gözlerin bir inci oluyor karşımda,
Su toplamış ellerim acıyı bilmiyor
Sol kolumdaki şırınga;
Önce dört,sonra üç...
Gözlerimi kaçırmadan seyrediyorum,
Damarlarımdan nasıl kaçıp kurtulacağını,
Hayat hastane kokan koridorlar gibi geliyor sonra...
Sen hiç veda kokan şiirler okudun mu kayboluşlarında?
Okuma! Kaldıramazsın,üşürsün yaz ortasında!
Ben varlığımı bir balonun gelgitlerinde vurdum,
Taş basamaklardan inerken tökezlediğim bakışlarında...
Öfkenin bir insana bu kadar çok yakıştığını görmediydim hiç.
Meğer sessizce gittiğin her yer vedaymış bu şehre.
Bir vapur gözlerini siliyor fırtınaların...
Yeldeğirmenleri dönmeye başladı,
Sabaha güneş doğacak,
Avucuna sığmayacak sevdalar,
Bir orman ayaklanacak,kuzeyde bir şehir...
İstanbul'da Kız Kulesi.
Belki bir daha hiç kışa rastlamayacaksın.
(İstanbul - 18 Ocak 2010)
Nazmiye Kayar
Harika dizeler beğeniyle okudum bu güzel şiiri, kaleminize yüreğinize sağlık şairim.tam puan+anto
Sen veda kokan şehirleri bilmezsin!
Bütün caddelerinde dolaşır karanlığın ayak sesleri.
Hani bir nefesin vardır duyamayacağın kadar soluk,
Hiç olmadığın kadar ıssız,bir o kadar ürkek,
Yalpalayarak yürüyen bir sarhoş kadar zavallı! .... Nazmiye Kayar
........................
Bu güzel şiirinizi okumak şu anıma kısmet oldu...
'Sen veda kokan şehirleri bilmezsin!
İlkay Akkaya'dan 'Fırtınada Gemim'i
Dinlerken, bir hayale diyorum; asla gelmezsin.
Dinliyorum bu güzel şiirinizi okurken
Ses güzel, bence melodi de muhteşem,
'Önce Düşler Terk etti bu kenti,
Sonra anılar birer birer...' buyuruyor muhterem
'Veda Kokan Şehirler' Sitem hasret kokuyor!
Tıpkı benim Adana'm, Kozan'ım,gibi
Yüreğimde bir engerek, yüreğimi sokuyor.
'Veda Kokan Şehirler' Fırtınada gemim aldanmışım
Sanki ömrümde kırk küsür terk edilmişliğim gibi...
Galiba ben hep, imkansız olanlara sevdalanmışım.
Bunlar döküldü kalemimizden değerli şair... Umarım bu güzel şiiriniz altında, pek yavan kalmaz... Selam ve saygılarımla.
İstasyonların dili tutuktur
bazen tek bir mısra şiirin bütünü hakkında size ipucu verir.
güzel ve etkileyici bir şiir...
muhabbetle...
saygılarımı sunar şiirle dolu güzel günler dilerim
nazmiye hanım çok güzel şiir gibi şiir yazmışsınız kutlarım
şiirin teması her insanın ayrı yasadığı dramladan kesitleler sunuyor ...
mutlulukların hayatımızda daha çok olması dilegimle
Duyguların anlatımı bu kadar sade, samimi ve harika olabilir. Kutlarım.
Birol Hepgüler.
Sabaha güneş doğacak,
Avucuna sığmayacak sevdalar,
Bir orman ayaklanacak,kuzeyde bir şehir...
İstanbul'da Kız Kulesi.
Belki bir daha hiç kışa rastlamayacaksın.
...
VEDA KOKAN KENTLERE GİDEMEM....GÖZYAŞLARIM HALA ISLAK VE TÜM OTOBÜSLER SENİ ALIYOR BENDEN...
kutlarım sayın Kayar
çok güzeldi..
günün en nitelikli en iyi şiiriydi.
Sahi,sen,kokusunu bilir misin sensizliğin?
Yosun,tuz ve mavi,ve manolyalar...
Acının rengi ne renk?
Ya zehirin tadı?
Belki biraz arsenik...
Ayrılık böyledir işte... Kutlarım...
o şehirleri bir ben bilirim birde yüreğim...
kaç kez vedaya niyetlenip hepsinde pes ettim.
Muazzam hoş bir şiir olmuş. Tebrik ediyorum
sorgu tekniği ile nükemmel betimlemelerin işlendiği harika bir çalışma...
saygılarımla kutluyorum...
selamlarımla...
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta