Veda Şiiri - İbrahim Küçüker

İbrahim Küçüker
31

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Veda

VEDA...
VE İŞTE YOLUN SONUNDASIN
Artık kaçacak bir sokağın, erteleyecek bir yarının yok. Zaman, bir ihtiyarın dizlerine çökmüş; nefesi kısık, sesi kederli. Aynaya baktığında gördüğün yüz yalnızca senin yüzün değil—üst üste binmiş yılların, yutulmuş kelimelerin, yarım kalmış cesaretlerin haritası. O çizgiler, gülüşten çok suskunlukla oyulmuş; her biri bir vazgeçişin izi. Odanın sessizliğinde gölgeler dans ediyor, duvarlar geçmişin sessiz tanıkları gibi; her köşe, her çatlak bir çocukluk hatırası fısıldıyor, bir kaybolmuş sevgi, bir söylenememiş kelime, bir dönülmemiş yol.
Çocukluk gözlerinin önünde bir yaz akşamı gibi beliriyor. Dizlerin kanlı, avuçların tozlu, kalbin hafif… Dünyayı ciddiye almadığın zamanlar. Sonra gençlik… Ateşi bol ama yönü kayıp bir yangın. Ne yaktığını anlamadan kül olmuş hevesler; yaktıkların arasında başkaları kadar kendin de yanıyor. Olgunluk sessiz, ağır bir bekleme salonu; hayaller numara almış ama çoğu çağrılmamış. “Sonra” diyerek üstünü örttüğün her şey şimdi önünde açılmış bir sandık gibi. Sevemediklerin, söyleyemediklerin, korkudan eğdiğin başın ağırlığı… Hepsi burada. Hepsi aynı anda, gözlerinin önünde.
İyilik yaptın, evet. Küçük, sessiz, kimsenin bilmediği notlar gibi. Kötülük de yaptın—çoğu bağırarak değil, susarak, çünkü insan bazen elini kirletmemek için kalbini kirletmeyi seçer. Şimdi ölüm karşında duruyor; ne acele ettiriyor ne teselli veriyor. Sadece bakıyor. O bakışta bütün yalanlar çözülüyor, bütün suskunluklar ağırlığını buluyor, tüm seçimlerin bir defterde açılıyor.
Sahi, bu hayat yaşamaya değdi mi? Değdi mi uykusuz gecelere, içine gömülen cümlelere, yarım kalmış vedalara? Değdi mi başkalarının korkularıyla daraltılmış bir ömre? Sonsuzluk diyorlar, belirsizlik diyorlar. Ama insanı titreten, cevapsız kalan sorular; hayatın kendisi bir muhasebe defteri, ölüm ise defteri kapatacak olan el.
Ölümün soğuk olduğunu sanıyordun. Ya ölüm sıcaksa? Ya bu dünyanın gürültüsünden sonra gelen ilk gerçek sükûtsa? Ya ölüm, insanın kendine ilk kez yalan söyleyemediği yerse? Belki de hayat, varmak değildi; yanmayı göze almaktı. Kırılmayı, eksilmeyi, yalnız kalmayı göze almak… Şimdi veda vakti. Avuçlarında tutabildiğin tek şey sessizlik. Dilin susuyor, kalbin konuşuyor. Yol bitmiş olabilir. Ama son soru hâlâ dimdik, gözlerinin içine bakıyor:
Sen bu hayatta gerçekten yaşadın mı, yoksa sadece ölümü geciktirdin mi?
Ve birden hatırlıyorsun… kaybettiğin her gülüşü, sevdiklerini, söyleyemediklerini, tutamadığın elleri. Hepsi tek bir nefeste çarpıyor yüreğine, sessiz bir çığlık gibi. Gözlerin doluyor, gökyüzü daralıyor, hayatın bütün ağırlığı bir an için omuzlarını eziyor. Ve anlıyorsun: Ölüm bir son değil, bir aynadır. Karşında duran sadece senin kendinsin...

Şubat 2026

İbrahim Küçüker
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 03:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!