kısa bir sözdür
karaladığın
özlemle ayrılık arası
belki de
yazsam silinmez dediğin
ne varsa
dilinin ucunda yuvarladığın bir kehanettir
çoğu zaman
bir parmak çaldığın baldır dudağına
öncenin yitikliği
ve
şimdinin duranlığı
sessizliğin
uygun adımlarında
kendinle buluşturduğun dündür
içi boş hayaller
ve
seninle içime gömdüğüm mazinin
vişne çürüğüdür ten rengim
seninle ektiğim bahçenin
kuruyan kirazlarıdır gözlerin
ve
geçmişin kılçığıdır
şimdinin ellerimde açtığın
kırmızı yara
suskunun katmerlenen
merdiven ayağında oturduğum
hep aynı sokaktı
senin
ana yurdun
pencerene
gümüş kanatlı kuşlar uçururken
içtiğim acının şerbetinden dökülen
ılık çeşmeydi gözyaşlarım
v
e
seslendiğim bir kapıydı açmazların tokmağı
duyarsın diye ünlediğim bir çığlıktı
rüzgârın kımıltısı
her seher gün aydığında seni
bir papatyanın ağzından öperek uyandırdığım
vakitlerdi pürneşem
sense
umut ettiğim ne varsa
hepsini uzakta tutan bir fırtınanın eşiğinde
boğardın tüm sevinçlerimi
ve
daha gün doğmadan
gömülürdü güneş her doğan şafakta
tenimin soğuk nefesinde
2312202513:05
Kayıt Tarihi : 24.12.2025 02:30:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!