Bir türlü vazgeçemeyişin girdabında annem kulağıma fısıldadı: “Ona ulaşmak için bütün engelleri kaldırmalısın.”
Sağlam bir ev inşa etmeye başlamıştım göğsümde; ancak bir şeyler eksikti. O eksikliği giderecek bir gaye aramaya koyuldum. Tepeden tırnağa verimli bir toprağın üstünde durup menekşe yağmurlarını bekliyordum. Issız ve kurak çöllerde yabani ot olmaktan, erguvânî çiçeklerin arkasına sığınıyordum.
Bu engeller çelikten bir zırh gibidir; senin tarafından gelen oklara manidir. Şimdi kalbim senin evinse bir topuz darbesiyle yaralama beni; cennetlerinden ırmaklar akıt göğsümdeki köşke. İçimdeki buhranlara çözümleme getir. Eğer vazgeçmek yiğitlikse sırtımı yere getirme.
Bana çile yordamıyla kırk üstad gönder,
her biri diliyle kumru uçuran; yoğuran benliğimi yalazlı bir kâse içinde.
Kederime terahhum eden bir yoldaş gönder.
bilinsin
ne uçsuz bir kan akışı
ne buğusu kadehte rakının,
ela ve sonsuz bir teneşir uykusu
gözlerinin ağlamaklı bebeğine...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta