Ayn-ı çeşm-i kara girdâb-ı belâya nazar ederken,
Hâk-i siyaha lâ-yakal oldum.
Davet-i kadîm gark etti beni;
Habs-i ebedî misâli, mağrur-ı ezeline hapsoldum.
Bende defnettiğin hâke zer-ettiğin nihâl-i mâtem;
Bilmezdim ki... Bir deste-i verd sanıp ona yordum.
Sarmalayınca teslim-i hakikat eyledim;
İstila edince cân-güdâz bir sızıyla hâr-ı zehr-âlûd, sine-i pür-hûnum...
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 20:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
O kara gözün ta kendisi olan bela girdabına bakarken, Daldım gittim kara toprağa. Ezeli bir davet gibi içine çekti boğdu beni; Mezar taşı gibi o gururlu dimdik duruşun. İçimde gömdüğün toprağa ektiğin o matem fidanını; Bilmezdim ki... Bir gül demeti sanıp ona yordum. Büyüyüp sarmalayınca gerçeğe teslim oldum; Can parçalayan bir sızıyla o zehirli diken istila edince, kan dolu göğsümü...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!