Her şeyden geçtim de senden geçemedim.
Baktım: kafanı çevirdin,
Sevdim: dalga geçildim,
Tuttum: uçuruma itildim.
Her şeyi atlattım da seni atlatamadım.
Kızdın: sustum, beynime kazıdım,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Vazgeçememek nedir bilir misin, Gökhan can?
Hani birden dünya bomboş, senden başka kimse kalmamış gibi gelir ya, işte o boşluğun içinde kulaklarında çınlayıp duran bir sestir “Vazgeçememek”!
O sesin seni koşar adım götürdüğü uçurumun kenarıdır “Vazgeçememek”!
O uçurumun kenarında, bir an gelip de düşeceğini bile bile, sadece beklemeye konumlanmaktır “Vazgeçememek”!
Yüzünü ne kadar gökyüzüne çevirsen de, o özlediğin maviyi görememektir, “Vazgeçememek”!
Nefesinin yetmeyeceğini bildiğin halde çaresizce, o koyu gri gökyüzünün dört kanatlı rüzgârlarıyla yarışmaktır, “Vazgeçememek”!
Sonu olmayan bu uçurum altında, canına saplanmak için bekleyen dikenleri bildiğin halde yine o gül kokusunu duyabilmek, ondan “Vazgeçememek”tir tek seçimin…
Harikasın… Yüreğin dert görmesin inşaAllah…
Sevgilerimle…
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta