Kemikleri sızlatan suskunluk ve kemiği etinden iğrendiren gri karanlıkla demlenen aile.
Kapıların ardından geriye yas kaybı yaşayan, yalnız, hiç giyilmemiş bir bahar ve gözlerine değmeyen, hiç gidilmemiş, jiletten keskin, sigara kağıdından ince yollarda...
Aile ölü doğmuştur saçları rüzgara karşı savrulmayan evlerde.
Sırrı kanamıştır katıksız yenen yufka ekmeğin yüreğinde ve...
Sevilay, Sevilay ah Sevilay söylenmeden,
Seven...
Dolaplardan çıktım, yaz yoğurdunda yüzü ekşiyor güneşin.
Ceplerinde isyan başlıyor ve nasırlanmış ayakları idam ediyor, iki ekmek parası.
Duvarlardan inen gudubet rutubet, rütbe atlıyor, bozuluyor orada kapının tekinsiz tebessümleri.
Kemiğin iniltisinde duyuldu, anlamın selası.
Bir çay içimi, olay yerinde kirletildi sevgisi.
Kaknem bir analizle oturduğu yerden ayağa kalkıyor,
Paçasına evden prangalarla taşıdığı ütülü pantolonun üstüne.
Bir orospu bekliyor, sahici kahpeliklerin haritasıdır
Kelimeleri...
Bir taksi yanaşıyor,
Dağ başını duman almadan.
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 21:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!